Özlem Çetin'in Marmara İletişim'de hazırladığı doktora tezinden:

4. TÜRKİYE’DE HACKER GRUPLAR VE HACKTİVİZM

Türkiye, hack olgusunun merak ve bilgisayar sistemlerini aşma isteğiyle ortaya çıkışından, toplumsal hareketler ile etkileşim içine girerek elektronik sivil itaatsizlik şeklinde hacktivizm olarak ele alınmasına kadar geçen süreç içerisinde, bilgisayar ve ağ teknolojilerini geriden takip etmiştir. Türkiye’nin ilk bilgisayarı, 1960’ta Karayolları Genel Müdürlüğü’ne gelen ve 18 yıl kullanılan IBM- 650 idi103. Bu yıllarda, bilişimle ilgili bir uzman olmadığı için; fizikçi, matematikçi ve inşaat mühendislerinden oluşturulan bir ekip bu bilgisayarı kullanmaktaydı. 12 Nisan 1993’te ilk kez, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile Washington arasında internet bağlantısı sağlandı. Türkiye, bilişim konusunda bu ilkleri geç yaşamasına rağmen, ilk bilgisayar virüsü Temmuz 1993’te yazılmıştı (TBD Kamu-BİB, Kamu Bilişim Birimlerinin Analizi ve Öneriler Raporu, Mayıs, 2013). Mumcu Virüsü veya Ugur Virus olarak bilinen bu virüs, 24 Ocak 1993’te gazeteci Uğur Mumcu’nun faili meçhul bir suikast sonucu hayatını kaybetmesine tepki olarak, dosya virüsü şeklinde yayıldı. Bu virüs ‘exe’ ve ‘com’ uzantılı dosyalara bulaşarak, bulaştığı dosyaya “Ugur Mumcu ölmedi” mesajı yerleştiriyordu.104 Mumcu virüsü, Türkiye’nin ilk virüsü olduğu gibi aynı zamanda protesto amacıyla yazılmıştı; bu nedenle, Mumcu virüsü ile Türkiye’de, bilindiği kadarıyla ilk kez protesto amacıyla bilişim alanında bir eylem ortaya konmuştur.

Türkiye’de ilk hackin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de Tamer Şahin adlı bir hackerın 1999’da internet servis sağlayıcısı Superonline’ı hacklemesiyle, hack ilk kez Türkiye mahkemelerine konu olmaktaydı. Böylelikle şu an sistem güvenliği alanında firması olan Şahin,105 hakkında hack suçlaması ile ceza alan ilk hacker oldu (Şahin, 2012). Öte yandan, Türkiye’nin hacker gruplar ve hacktivizm ile tanışması, 1997 yılında kurulduğunu belirten RedHack isimli hacktivist grup ile başlamış olduğu genel kabul görmektedir.106

103 Karayolları Genel Müdürlüğü, “Türkiye’de kullanılan ilk bilgisayar”, http://www.kgm.gov.tr/Sayfalar/KGM/SiteTr/Galeri/IlkBilgisayar.aspx, (15.03.2017).

104 The Virus Information Summary List, VSUM, “Ugur Virus”, http://wiw.org/~meta/vsum/view.php?vir=1434 , (15.03.2017); The Probert Encyclopaedia, “Computer Viruses” http://vets.com/questionmanager/encyclopaedia/ency1/L7.HTM (15.03.2017).

105 Tamer Şahin, https://www.tamersahin.com/tr/, (15.03.2017).

106 RedHack, “RedHack kısa tarihçe”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081209020043/http:www.kizilhack.org:80/ , (20.03.2016).

Türkiye’deki hacker gruplar, siyasal söylemleri çerçevesinde hack eylemleri gerçekleştirmektedir. Türkiye’deki hacker grupların, milliyetçi ve sosyalist olmak üzere iki kolda ilerlediğini söylemek mümkündür. Bu grupların çoğu, kendilerini milliyetçi ve dindar bir söylem içerisinde konumlandırmakta ve kendilerini, genel tabirle Türk milleti ve İslam dini için ‘siber savaşçı’ olarak görmekteyken; sosyalist grup olan RedHack kendisini sosyalist hacktivist grup olarak konumlandırmaktadır. Milliyetçi ve dindar hackerlık ile sosyalist hacktivizm bağlamında; hacktivist ve siber savaşçı olarak ikili bir ayrımın söz konusu olup olmayacağı ve varsa bile hacker grup olmakla hacktivist grup olmak arasındaki temel farklıları hangi kriterlerin belirleyebileceği sorusu karşımıza çıkmaktadır. Bu soruya cevap aramak için çalışmanın bu bölümünde, öncelikle Türkiye’deki hacker gruplardan kısaca bahsedip, sonrasında hacktivizm bağlamında bir sonuca varma amacıyla; iki hacker grup olan Cyber Warrior Akıncılar ve RedHack’i detaylı şekilde ele alarak, siyasal amaçla hacklemenin, Türkiye’deki durumunu analiz etme çabasında olacağız.

Çalışmanın kapsamında, Cyber Warrior Akıncılar ve RedHack’in detaylıca ele alınmasının üç nedeni bulunmaktadır. Öncelikle, Türkiye’deki diğer hacker gruplardan farklı olarak, bu iki grup kendisini hacktivist olarak tanımlamaktadır.107 Diğer yandan, çalışmada incelecek hacker grupların birinin sol görüşü, diğerinin ise sağ görüşü temsil edebilmesi açısından bu iki hacktivist grup seçilmiştir.

Son olarak ise Türkiye’de, hacker grup olarak en fazla hack kaydı bulunan gruplar Redhack ve Cyber Warrior Akıncılar’dır. Öte yandan, sağ görüşü yansıtan bir diğer hacker grup olan Türk Hack Team’in hack kaydı sayısı fazla olmakla birlikte, bu kayıtlar grup adına değil, bir hacker adına alınmış olduğu ve grup kendisini
hacktivist olarak tanımlamadığı için çalışmada ayrıntılı olarak ele alınacak iki gruptan biri olarak seçilmemiştir.

Çalışma kapsamında, hack kayıtlarını incelemek için ise dünyadaki en eski web sitesi saldırı arşivi kaydı bulunan ve en güvenilir mirror (ayna) web sitesi108 Zone-h.org kullanılmıştır109 (Hopkins, 2014, ss.131-132). Zone-h’nin güvenilirliğinin nedeni, bir ekip tarafından, hackerların eklediği kaydı kontrol ederek, sahte kayıtların önüne geçmesinden ve arşivlenmiş kaydı, sayfası hacklenmiş kurumlardan gelen talep doğrultusunda kaldırmamasından kaynaklanmaktadır.110

RedHack; Toplam bildirim: 9992 / Özel saldırı: 241 111

 Cyber Warrior Akıncılar; Toplam bildirim: 8727 / Özel saldırı: 73 112

 Türk Hack Team; Toplam bildirim: 11 / Özel saldırı: 0 113

ZoRRoKiN114 ; Toplam bildirim: 67,572 / Özel saldırı: 1,029

 Aslan Neferler Tim; Toplam bildiri: 1593 / Özel saldırı: 2 115

 Ayyıldız Tim; Toplam bildirim:1400 / Özel: 2 116

Türk Güvenliği; Toplam bildirim: 233 / Özel saldırı: 117

107 Bkz.: Cyber Warrior Akıncılar, “Misyonumuz”, https://www.cyber-warrior.org/Misyon.Asp (20.05.2017). Köksal, S. (21 Ocak 2013), “RedHack'in Şirin Baba'sı konuştu”, Vatan, http://www.gazetevatan.com/redhack-in-sirin-baba-si-konustu-507601-gundem/ (20.03.2016).


108 Bir ayna sitesi, bir web sitesinin veya belirli sayfalarının farklı bir URL'ye yerleştirilmiş kopyasıdır. Bkz.: Techopedia, “Mirror Site”, https://www.techopedia.com/definition/4894/mirror-site, (17.04.2017). Hackerlar da genellikle zone site şeklinde anılan, hacklenen web sitelerinin kopyalarının arşivlendiği mirror sitelere hack kayıtlarını eklemektedir.

109 Zone-h 2002’de Estonya’da kurulmuş bir web sitesi olmakla beraber; kendinden önce kurulmuş olan ancak faaliyetlerini durduran attrition,org ile alldas.de arşiv kayıtlarını zone-h’ye devretmesiyle, 1995 yılına kadar geriye giden bir arşive sahiptir. Bkz.: “Zone-H celebrates its 10 years!” (09 Mart 2012), http://www.zone-h.org/news/id/4742, (17.04.2017).

110 Zone-h, “Warning”, Bkz.: http://www.zone-h.org/notify, (17.04.2017).

111 RedHack Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 20. (10.06.2017).

112 Cyber Warrior Akıncılar Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 21. (10.06.2017).

113 Türk Hack Team Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 22. (10.06.2017).

114 Türk Hack Team kayıtlarını kurucusu olan Zorrokin rumuzlu hacker adına almaktadır. Zorrokin Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 23. (10.06.2017).

115 Aslan Neferler Tim Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 24. (10.06.2017).

116 Ayyıldız Tim Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 25. (10.06.2017).

117 Türk Güvenliği Zone-h kaydı için bkz. Ek-1 Fotoğraf 26. (10.06.2017).

Türkiye’de eylemleriyle gündeme gelen ve günümüzde aktif olarak faaliyetlerini sürdüren bu grupların yanı sıra, Grayhatz, Börtiçine Cyber Team gibi faaliyetini durdurmuş veya 1923Türk gibi grup hakkında aktif web sitesi veya sosyal medya hesabı olmayan ve basına yansımamış daha küçük çaplı hack faaliyetleri yürüten hacker gruplar da bulunmaktadır. Yukarıda listenmiş grupların web siteleri, forum sayfaları, zone kayıtları, sosyal medya hesaplarının aktif olması ve eylemleri hakkında basında haberlerinin yapılmış olması; hack eylemini gerçekleştirme amaçlarıyla ilgili kendi beyanlarına dayanan bilgiyi edinebilmeyi olanaklı kılmaktadır. Bu nedenle, çalışma kapsamında yukarıda listelenmiş olan gruplar ele alınacak olup; bu gruplar içinden kendini hacktivist olarak nitelendiren ve zone kaydı grup adına en fazla alınmış olan Cyber Warrior Akıncılar ve RedHack hacktivizm bağlamında detaylıca tartışılacaktır.

Öte yandan, bu grupların her birinin kendine özgü yapıları ve dijital iletişim kanalları kullanmaları nedeniyle, her biri için en fazla ve en güvenilir veriyi içeren kaynakların incelenmesi amaçlanmaktadır. Grupların kendileriyle ilgili beyanları, gerçekliği ispatlanamayacak veriler olarak tartışmaya açık olsa da; bu çalışma kapsamında, gruplarla ilgili birincil kaynak olarak geçerli veriler olarak değerlendirilecektir. Bu bağlamda, grupların web sitelerindeki, sosyal medya hesaplarındaki ve verdikleri röportajlarındaki açıklamalar, doğrudan grubun kendi hakkında ortaya koyduğu beyanları olarak kabul edilerek, grubun amaçları ve örgütlenme modeli için incelenecek kaynakları oluşturacaktır. Ayrıca bu kaynaklara ek olarak, zone kayıtları ile basında eylemleri hakkında çıkmış haberler de gerçekleştirdikleri eylemleri incelemek için başvurulacak kaynakları teşkil edecektir. Ancak bu grupların kendileri hakkındaki çeşitli biçimlerdeki beyanları ile eylemlerinin zone kaydı ve haber kaynakların çokluğu ve çeşitliliği, her grup için farklılık sergilemektedir. Bu nedenle, gruplar hakkında elde edilen bilgilerin genişliği, bu grupların dijital kaynaklarda kendilerini yansıttığı ve haberlerde yer bulduğu ölçüde çalışmaya bir sınırlama getirmektedir. Dolayısıyla, çalışmanın bu
kısmında hem gruplara ayrılan fiziksel alan hem de elde edilen bilgiler ışığında eylemlerinin sınıflandırılması, farklılık göstermektedir. Bu nedenle, çalışmada en fazla ve en güvenilir veri elde edilebilen dijital kaynakların kullanılması amacıyla; karma yapıdaki dijital kaynaklardan hareket edilerek, deskriptif bir inceleme yöntemi benimsenmektedir.

4.1. Türkiye’de Hacker Gruplar

4.1.1. Türk Hack Team

Türk Hack Team (THT), 2002 yılında turkhackforums.cjb.net adresinde forum sayfası olarak kurulmuş bir gruptur. 118 Forum ilk kurulduğu dönemde, Türkiye adına çeşitli hackleri gerçekleştirdiğini savunan hackerların bir tartışma alanı şeklindeydi. Sonrasında daha fazla yönetimsel ve misyona dayalı bir anlayış ortaya koydu. Günümüzde forumda, programlama, tasarım, mobil işletim sistemleri, sunucu yönetiminden hackin nasıl yapılacağı ilişkin başlıklardan; Atatürk, Türkiye, Türklük ve Türk tarihi, teröre lanet gibi başlıklara; bilgi güvenliği alanında eğitim veren üniversitelerden, ÖSYM sınavlarıyla ilgili, kültür sanat, İslam ve insan gibi başlıklara kadar hemen hemen her konuyla ilgili bir tartışma alanı vardır. Ancak ağırlıklı olarak bilişim teknolojilerine ilişkin gündeme ve programlaya ilişkin sayfalar ön plandadır. Forumdaki üyelerin tümü hacker olmasa da, hack ve programlamayla ilgili bir şeyler öğrenmek isteyen veya sadece gruba sempati duyan üyeleri bulunmaktadır.

Forumun admini olarak bilinen ZoRRoKiN isimli hacker, aynı zamanda grubu kuran üye olarak da bilinmektedir.119 Forum sayfasının diğer adminleri ise OnLy, Arsenik, Se-Zer, Solo-Türk, TheKar1zma, Corsair isimli üyelerdir. Forum yönetimde olan bu kişiler aynı zamanda grubun hack eylemlerine yön veren isimlerdir. Diğer yandan, moderatörler, uzman moderatörler, süper moderatörler,
kategori moderatörü gibi başlıklar altında forum sayfasından sorumlu üyeler ile genelkurmay başkanı, orgeneral II (Anka Timi) Korgeneral III (Ar-ge), Korgeneral IV (Grafiker) Sosyal Medya Timi, İstihbarat Timi, Underground Tim başlıkları altında da hacker grup olarak faaliyette bulunmayı organize eden üyeler bulunmaktadır. 120 Türk Hack Team, forum sayfası olduğu ve bu sayfada örgütlendiği için iki kola ayrılan bir yönetimi bulunmakta; biri forumun yönetimini üstelenirken, diğeri hack eylemlerini organize etmektedir. Hackle ilgili yönetim; orgeneral, korgeneral ve genelkurmay başkanlığı gibi militarist bir modeli andıran birimler arasında dağıtılmış görünmektedir.

Türk Hack Team hacker grup olarak kuruluş amacını, “dilimize, dinimize, ülkemize, inançlarımıza örflerimize, adetlerimize, toplum ahlakına ve bunlar gibi değerlere, aykırı yayın yapan sitelerin hayatına son vermektir” şeklinde açıklamaktadır. Türk Hack Team, “vatanı için çalışan ve hacki zevk için değil” açıklanan bu misyonu için yaptığını, “doğru, dürüst, ahlaklı ve yararlı yayın yapan sitelere” yardımcı ve destek olacağını belirtmektedir. 121 Diğer yandan, Türk sitelerine zarar vermeyeceğini ve bu sitelerdeki güvenlik açıklarını belirtmek için uyarı amaçlı bir index yüklemesi yapılabileceğini belirtirken; “Türk milletine, vatanımıza, devletimize, devlet büyüklerimize yapılacak olan yurtdışı kaynaklı olumsuz faaliyetler” için bu kuralın dışına çıkılarak “pkk terör örgütü propagandası yapan terörist sitelere” her türlü zararlı, yıkıcı faaliyette bulunmanın kendileri için serbest ve meşru olduğunu açıklamaktadır.122

Grup adını en fazla, sözde Ermeni soykırımının tanınmasına yönelik yasaların kabulüne ilişkin olarak Avrupa hükümetlerinde tartışmaların sürdüğü 2015 yılında; Vatikan’ın resmi web sitesini (Doğan Haber Ajansı,15 Nisan 2015); Ermenistan E-Devlet Sistemi, Ermenistan Enerji Bakanlığı, Ermenistan Merkez Bankası, Ermenistan Telekom, Ermenistan Bankası ve Ermenistan Genelkurmay

Başkanlığı web sitelerini (Milliyet, 24 Nisan 2015); Fransız Cumhurbaşkanlığı web sitesini (NTV, 13 Temmuz 2012); Almanya Gizli Servisi, Almanya Bağımsız Katolik Haber Portalı, Almanya Merkez Bankası, Federal Almanya Araştırma ve Eğitim Bakanlığı ve Başkent Berlin’in web sitelerinin de aralarında olduğu birçok alman sitesini hackleyip erişimlerini durdurmasıyla duyurdu (Hürriyet, 17 Mayıs 2015). Bu eylemlerinden önce de çeşitli hackler gerçekleştirmiş olsa da grup, kamuoyunda bilinirliğini sözde Ermeni soykırımına ilişkin ortaya koyduğu bu saldırılarla sağladı.

28 Eylül 2015’te PKK’nın terör saldırını kınamak için 4 bin 100 internet sitesini aynı anda erişimini durdurması (İhlas Haber Ajansı, 28 Eylül 2015); Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki olumsuz eleştiri için New York Times’ın İngilizce ve İspanyolca web siteleri, blog ve uygulama sayfalarının ve kayıt sistemini hackleyerek erişimlerini durdurması (Sabah, 28 Mayıs 2015); 2017’de Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi üzerine web sitesini erişimini durdurması gibi iç politikayı etkileyen ve devlet yetkililerini ve kurumlarını eleştiren kurumların web sitelerini de hacklemektedir. Türk Hack Team’in bu hackleri genellikle, DDoS saldırı şeklinde web sitelerinin bir süre erişime kapalı kalmasına neden olan, amaçları doğrultusunda Türkiye ve yöneticileriyle ilgili olumsuz olduğuna inandığı konularda ve teröre karşı eylemler gerçekleştirmektedir.

Diğer yandan, bu hacklerin zone-h kayıtları bazen hackerlar adına bazen de çeşitli yazılış biçimleriyle grup adına oluşturulmaktaydı. Ancak Türk Hack Team adına hackledikleri eylemlerin kaydını tutulmasını zorlaştırması nedeniyle, bir süre sonra tüm kayıtların, grubun adına değil, Zorrokin adına yapılmasına karar verildi.123 Bu nedenle, Türk Hack Team’e eskiden üye olup şimdi olmayan hackerların oluşturduğu kayıtlar ile Zorrokin adına yapılan kayıtlardan oluşan bir karmaşıklık söz konusudur. Bu durum, bir yandan Zorrokin adlı hackerı zone listelerinde üst
sıraya taşınmasını sağlarken124 diğer yandan, Zorrokin için hackleyen bir grubun ortaya çıkmasını beraberinde getirmektedir. Ortaya çıkan bu sonuç, aslında Türk Hack Team’i, hacker grup olmasından ziyade bir hacker için eğitilen bir grubun varlığı olarak düşünülmesine de neden olabilir.

Türk Hack Team’in açıklamaları ve hackleri, grubun milliyetçi bir anlayış içerisinde kendini konumlandırarak milli, dini, geleneksel değerlere aykırı yayın yapan web sitelerini hacklemeyi kendine görev edinmekte olduğu ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla, grubun ırksal, dini ve ülkeyle ilgili öncelikleri, hack faaliyetini belirlemektedir. Bu durum, şimdiye kadar değindiğimiz, hacker etiğinin enformasyonun özgürlüğü ve evrensel eşitlik gibi değerleriyle; hem de hacktivizm çerçevesinde elektronik sivil itaatsizlik şeklinde ortaya konan eylemlerin sistem dışı muhalif yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer yandan, Zorrokin’in grup lideri olarak tüm grubun kayıtlarını kendi adına yaptırması ve grubun militer bir sıfatlandırmayla görev dağılımda bulunması grup içindeki hiyerarşiyi ortaya koyarak, günümüzdeki sivil örgütlenme biçimlerinin lidersiz ve yatay örgütlenme biçimiyle zıtlık teşkil etmektedir.


118 Forum daha sonra 2004’te Turkhackteam.net adresine, 2008’de ise halen kullanılmakta olan Turkhackteam.org adresine taşınmıştır. Bkz.: Türk Hack Team, “TurkHackTeam 7 Sene Önce... Mutlaka Okunması Gerekenler!”, http://www.turkhackteam.org/mutlaka-okunmasi-gerekenler/500398-turkhackteam-7-sene-once.html, (17.04.2017).

119 Türk Hack Team, “Zorrokin - THT Yardım Merkezi”, http://www.turkhackteam.org/tht-yardim-merkezi/857191-zorrokin.html, (20.04.2017).

120 Türk Hack Team, http://www.turkhackteam.org/showgroups.php, (20.04.2017).

121 Türk Hack Team, “Türk Hack Team Misyon”, http://www.turkhackteam.org/misyon.html, (20.04.2017).

122 Türk Hack Team, “Forum Kuralları”, http://www.turkhackteam.org/forum-kurallari/25068-forum-kurallari.html, (14.04.2017).

123 Türk Hack Team, “Zone Alma - Videolu Anlatım, Web & Server Güvenliği”, http://www.turkhackteam.org/web-server-guvenligi/1048466-zone-alma-videolu-anlatim.html, (04.05.2017).

124 Zorrokin, Zone-h’nin en çok kaydı bulunan hackerlar sıralamasında 10. Sırada bulunmaktadır. http://www.zone-h.org/stats/notifier Bkz.: Ek-1 Fotoğraf 27. (10.06.2017).


4.1.2. Aslan Neferler Tim

Aslan Neferler Tim (ANT) hakkındaki bilgi, web sitelerinin kullanımını durdukları için Facebook ve Twitter sayfalarından edinilebilmektedir. Facebook sayfalarında, grubun 18 Eylül 2014’te Muhteşem Süleyman rumuzlu hacker tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Grubun tüm kararlarının alındığı Rütbe ve Disiplin Denetleme Kurulunun yanı sıra; Webhack, Smshack, DDoS Attack, Asayiş Birim komutanlığı, Şikayet Grup Komutanlığı birimlerine sahip bir örgütlenme şeması ortaya konmaktadır.125 Dolayısıyla, Aslan Neferler Tim de Türk Hack Team gibi komutanlık gibi birimler ile emir komutaya tabi olan militer bir yapıda olduğu görülmektedir.

Grup kendisini, Facebook hesabında “dünyanın en büyük medya kuruluşlarında haber olan Türkiye’nin yüz akı İslam vatan ve bayrağın savunucusu, MOSSAD’ı kapatan tek Türk siber savaşçıları” olarak tanıtmaktadır.126 Twitter hesabında ise amacını; “İslam’a ve vatanımıza yapılan siber saldırılara her platformda anında organize olmak ve cevap vermek” olarak tanımlamaktadır.127 Aslan Neferler Tim, yaptığı hack eylemlerini, Türkiye ve İslamiyet’e karşı yapılan siber saldırılara cevap olarak; savunma amacıyla yapılan saldırılar olarak meşru bir eylem biçimi olarak ele alsa da, yaptığı saldırılar özelinde ortaya koyduğu amaç ve söylemleri incelemek, grubun hack ile ortaya koyduğu politik eylemliliğin amacını daha anlaşılır kılacaktır.

Grubun eylemlerinin kamuoyuna yansıması, 2016’da Ermenistan’ın resmi kurumlarını hedef almasıyla yaşandı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili yaşanan gerginlikler sonucu 5 Mart 2016’da Azerbaycan’ın Ermenistan mevzilerini hedef aldığı saldırı sonrasında (Milliyet, 5 Mart 2016), Aslan Neferler Tim Azerbaycan’a destek amacıyla, 7 Mart 2016’da Ermenistan Merkez Bankası’nın web sitesini hackledi (İhlas Haber Ajansı, 07 Mart 2016). Daha sonra, 1 Haziran 2016’da Ermenistan’ın Rusya ile birlikte PKK’ya açık destek verdiği iddiasıyla, Ermenistan Enerji Bakanlığı ve Ermenistan Silahlı Kuvvetleri sitelerini hackledi (İhlas Haber Ajansı, 01 Haziran 2016). 26 Şubat 2017’de ise Hocalı Katliamını yıl dönümü için tekrar Ermenistan’ı hedef alarak, Ermenistan Savunma Bakanlığı’nın web sitesi hackledi. Grup, Facebook hesabından “Hocalı Katliamının sene-i devriyesi olduğu için Ermenistan Savunma Bakanlığı Operasyonel Ekiplerimizce kapatılmıştır! Kardeşlerimize Yüce Rabbimizden Rahmet Dileriz” yazılı görsel paylaştı.128

Ermenistan’ın hedef alındığı bu hacklerin ilkinde, Ermenistan’ın Azerbaycan’la yaşanan güncel sorunlara ilişkin bir tepki; ikincisinde PKK’ya destek
verdiği iddiası; sonuncusunda ise Hocalı Katliamını anmak için Ermenistan’ın resmi kurumlarının web sitelerini hedeflenmekteydi. Bu saldırılar, belirli bir tepkiyi dile getirirken, herhangi bir verinin alınmadığı bu saldırılarda sitelere de herhangi bir mesaj bırakılmadan, sadece web sitelerinin kısa süreliğine erişimini durdurma amacıyla yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Benzer şekilde, 21 Kasım 2016’da İsrail’de ezanın desibel yüksekliğine ilişkin İsrail Parlamentosu’nda karar alınmasına karşılık olarak; Aslan Neferler Tim, İsrail’in istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın web sitesini DDoS saldırısı ile hackledi (Milliyet, 21 Kasım 2016). Ardından, web sitesine ulaşılamadığının ekran görüntüsünü Facebook hesabından “İsrail’in parlamentoda aldığı kararla ezanı yasaklamasından sonra İsrail istihbarat teşkilatına siber saldırı düzenlenmiştir Aslan Neferler Tim olarak hak eden herkesin hakkını vereceğiz MOSSAD’ın sitesi saldırımızın ardından çökertilmiştir yakında İsraillin alt yapısını cehenneme çevireceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” açıklamasıyla paylaştı.129 Aslan Neferler Tim’in, hedeflerinin DDoS saldırısı sonucu kısa süreliğine erişimini durdurduğu bu tip saldırılarında, milliyetçi ve dini kabullerin savunulduğu görülmektedir.

Bu durumun bir diğer örneği ise, Türkiye ile Avusturya arasında Ağustos 2016’da başlayan diplomatik kriz sonrası yaşanan çeşitli olaylara misilsime olarak, hack eylemleri gerçekleştirmesidir. Bunlardan ilki, Viyana Havaalanı’na zorunlu iniş yapan bir uçağın 49 Türkiye kökenli yolcusunun, Schengen vizesi olmadığı gerekçesiyle havaalanında mahsur bırakılmasını ayrımcılık olarak değerlendirip, havaalanının web sitesinin hacklenmesi olmuştur (Milliyet, 03 Eylül 2016). Bir hafta sonra da Türkiye aleyhtarı davranışlara devam edildiği gerekçesiyle, Avusturya Merkez Bankası’nın web sitesini erişime kapatırken; bu tutumun devam etmesi halinde saldırıların devam edeceğini duyurmaktaydı (Milliyet, 10 Eylül 2016). Türkiye’ye silah ambargosu tartışmasının başlamasıyla beraber, 25 Kasım 2016’da Aslan Neferler Tim, bu kez Avusturya Dış İşleri Bakanlığı’nın web sitesini, “bir süre
siteye ambargo uygulayacağız” açıklaması yaparak, hacklediğini duyurmaktaydı (Sabah, 25 Kasım 2016). Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, siber saldırıları doğrularken, bu saldırıların, Türkiye'ye karşı tutumlarını değiştirmeyeceğini belirtmişti (Haber Türk, 28 Kasım 2016). Aslan Neferler Tim’in Avusturya saldırıları, veri ele geçirme, siteme zarar verme gibi kalıcı sonuçlar doğurmayan, ancak hedeflerin seçimi itibariyle kamuoyuna yansıyan eylemler olarak belirmektedir.

Diğer yandan, Aslan Neferler Tim, ülke içinde de muhalefet partilerini ve mensuplarını hedeflediği hackler gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP ) ve Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik bu saldırılar, ‘had bildirme’ ve teröre destek olmaları iddiasıyla yapılmış hacklerdir (İhlas Haber Ajansı, 24 Mart 2016). Bu durumu, Facebook sayfalarında 14 Mart 2017’de paylaştıkları açıklamayla da ortaya koymaktadırlar. Bu açıklamada, particilik yaptıklarına ilişkin gelen eleştirilere cevap vererek, Cumhurbaşkanı’na ve ülkeye yönelik, ülke içinden ve dışından gelen her türlü art niyete cevap vereceklerini belirtmektedir.130 Aslan Neferler Tim’in hack ile ortaya koyduğu siyasi tepkileri, ülkedeki hükümet yetkilerinin resmi söylemleriyle bağdaşan, onların açıklamalarıyla şekillenen ve onları hedef alan açıklamalara misilleme şeklinde ortaya konan hackler olduğu görülmektedir.


125 Facebook Aslan Neferler Tim (25 Şubat 2017), “Bizim Hakkımızda Kısaca”, https://www.facebook.com/aslanneferler.org/posts/1251248288285789, (04.05.2017).
126 Facebook Aslan Neferler Tim ,“Hakkında”, https://www.facebook.com/pg/aslanneferler.org/about/?ref=page_internal, (04.05.2017).

127 Twitter Aslan Neferler, https://twitter.com/aslaneferler, (04.05.2017).

128 Facebook Aslan Neferler Tim (26 Şubat 2017), “Hocalı Katliamının Sene-i Devriyesi…“ https://www.facebook.com/aslanneferler.org/photos/a.1063863470357606.1073741828.1063783263698960/1252413024835982/?type=3&theater, (04.05.2017).

129 Facebook Aslan Neferler Tim (21 Kasım 2016), “İsrailin parlementoda aldığı kararla ezanı…” https://www.facebook.com/aslanneferler.org/posts/1159352460808706 , (04.05.2017).

130 Facebook Aslan Neferler Tim, (14 Mart 2017), “Aslan Neferler Tim Taraftır!” https://www.facebook.com/aslanneferler.org/photos/a.1063863470357606.1073741828.1063783263698960/1267153510028600/?type=3&theater, (05.05.2017).


4.1.3. Ayyıldız Tim

Ayyıldız Tim, 2002 yılında, Yeni Zelanda’da yaşayan Türk kökenli Batuhan rumuzlu kişi öncülüğünde, Avrupa’daki çeşitli ülkelerde yaşayan Cedkanbiryafes, Barbaros, Cagabey ve Atakan rumuzlu kişiler tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Ayyıldız Tim 2016 yılında yaptığı kurul toplantısında “Ayyıldız Tim kurucusu Cedkan Bir Yafes Tüm Yetkilerini, Genel Kurmay Başkanı Ledün Abdal’a devretmiştir. Bundan sonra emir komuta zincirinin başı Ledün Abdal’dır ve Ayyıldız Tim’i Japonya’dan yönetmeye başlayacaktır.” kararı alınmış
oluğu açıklanmıştır131. Böylelikle grubun yöneticiliği, Batuhan’dan Cedkan Bir Yasef’e ondan ise Japonya’da olduğu ifade edilen Ledün Abdal’a geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.132

Grup web sitesi yenilenmeden önce, kendini “vatansever, inançlı, temel değerlerimize saygılı, Atatürk milliyetçisi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve de soydaşlarımızın oluşturduğu bir organizasyon” olarak tanımlamakta ve “sanal alemin bordo bereli askerleri” şeklinde nitelendirmekte133; web sitelerini ise “kesinlikle bir hack sitesi değildir. Ayyıldız Tim bir tekzip sitesidir” diyerek açıklamaktadır.134 Dolayısıyla, grubun, kendisini hacker ve yapılan işleri hack olarak değil, siber savunma veya karşı propaganda olarak nitelendirebileceğimiz bir çerçevede değerlendirmekte olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü tekzibi misyonu olarak değerlendirerek; kendilerinin “Türkiye aleyhtarı propagandalara karşı ülkemizin tekzip hakkı kullanmakta” olduğunu belirtmektedir. Bu misyonun, devlet sitelerini ve Türk sitelerine yönelik saldırıları geri püskürtme ve güvenlik açıklarını tespit ederek yetkililere bildirmek olarak faaliyette bulunarak; “ülkemiz sitelerinin sanal ortamdaki güvenliğini sağlamak” olduğunu belirtmektedir. 135 Ayyıldız Tim kuruluş amacı olarak sahip olduğu ülküyü de bu misyona paralel olarak
oluğu açıklanmıştır131. Böylelikle grubun yöneticiliği, Batuhan’dan Cedkan Bir Yasef’e ondan ise Japonya’da olduğu ifade edilen Ledün Abdal’a geçmiş olduğu anlaşılmaktadır.132

Grup web sitesi yenilenmeden önce, kendini “vatansever, inançlı, temel değerlerimize saygılı, Atatürk milliyetçisi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve de soydaşlarımızın oluşturduğu bir organizasyon” olarak tanımlamakta ve “sanal alemin bordo bereli askerleri” şeklinde nitelendirmekte133; web sitelerini ise “kesinlikle bir hack sitesi değildir. Ayyıldız Tim bir tekzip sitesidir” diyerek açıklamaktadır.134 Dolayısıyla, grubun, kendisini hacker ve yapılan işleri hack olarak değil, siber savunma veya karşı propaganda olarak nitelendirebileceğimiz bir çerçevede değerlendirmekte olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü tekzibi misyonu olarak değerlendirerek; kendilerinin “Türkiye aleyhtarı propagandalara karşı ülkemizin tekzip hakkı kullanmakta” olduğunu belirtmektedir. Bu misyonun, devlet sitelerini ve Türk sitelerine yönelik saldırıları geri püskürtme ve güvenlik açıklarını tespit ederek yetkililere bildirmek olarak faaliyette bulunarak; “ülkemiz sitelerinin sanal ortamdaki güvenliğini sağlamak” olduğunu belirtmektedir. 135 Ayyıldız Tim kuruluş amacı olarak sahip olduğu ülküyü de bu misyona paralel olarak
“organizasyonumuzun amacı sadece ve sadece Büyük Türk Milletine hizmet etmek” şeklinde ifade etmektedir. 136

Web sitesinin yenilenmiş halinde ise, hacke dair önceki görüşlerine yer verilmemekle birlikte, misyonlarını açıkladıkları sayfada tekzibe ilişkin vurgunun yerini lobi faaliyetlerinin ön planda tutularak korunduğu görülmektedir. Ayyıldız Tim kendisini, Türkiye’ye yönelik yapılan siber saldırılara karşı gönüllü olarak lobi faaliyeti sürdüren bir organizasyon olarak tanımlamaktadır. Lobi faaliyetlerini ise, Türkiye’yi hedef alan herhangi bir saldırıya karşı; devlet kurum ve devlet adamlarına, manevi değerlere karşı yapılan saygısızlıklara; istihbarat birimleri, emniyet ve askeri kurumlara yönelik herhangi bir harekete cevap vermek şeklinde ifade etmekledir. Ayyıldız Tim, devlet kurumlarını ve devlet adamlarına yapılan saldırıları ülke bütünlüğüne yapılan bir saldırı olarak gördüğü için, bu lobi faaliyetlerini devletçilik anlayışı içinde yürüttüğünü belirtmektedir.137 Bu milliyetçilik ve devletçilik anlayışı çerçevesinde grup, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kurulmuş sitelere karşı ideolojileri ne olursa olsun hukuki hakkın, tepkinin kullanılması dışında herhangi bir saldırıda bulunulmasını” ve “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Başbakana, Genel Kurmay Başkanına, Ordumuza, Milli İstihbarat Teşkilatımıza, Emniyet Teşkilatımıza ve Devlet Görevlilerine karşı eleştiriyi”138 üyelerine yasaklamaktadır.

Ayyıldız Tim, lobi faaliyetlerini yürütme amacını yedi başlık altında açıklamaktadır: (1) “Türkiye Cumhuriyeti Devletine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına yönelebilecek her türlü saldırıyı bertaraf edilmesi” olarak saldırıları önlemeye yönelik çalışmaları; (2) “Türkiye karşıtı, Satanist, Pornografik, Anayasal düzeni değiştirmeye yönelik yayın yapan sitelerin, sistemlerin yayınlarını durdurmak” şeklinde ifade ettiği web sitelerinin ve sistemlerin çökertilmesi; (3)
“faydalı yayın yapan sitelere ve sistemlere gereken teknik desteği vermek” şeklinde ifade ettiği ancak bu web sitesi ve sistemlerin neler olabileceği veya ne olduğu konusuna açıklık getirilmeyen çeşitli faaliyetleri; (4) “Gov.tr, pol.tr, edu.tr, bel.tr gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletini İnternette Temsil eden sistemleri” korumaya yönelik aslında ilk maddenin açıklamasını ifade eden çalışmaları; (5) “karşı propaganda faaliyetleri yürüterek Türkiye Cumhuriyet Devletinin Manevi şahsını dünya milletleri arasında hak ettiği yere getirmek” gibi uluslararası propaganda faaliyetini kapsayan çalışmaları; (6) “Gereken hallerde(Yönetim Kurulu Kararı)Ülkemize yönelen sözlü, yazılı ve fiili saldırılara şiddetle cevap vermek.” şeklinde saldırı düzenlemeyi; (7) ve son olarak da kamuoyunun bilinçlenmesi adına information admin eli ile yazılı açıklamalar yapmayı lobi faaliyet biçimleri olarak ifade etmektedir.139 Bu faaliyetlerin çoğu birbiriyle iççice geçmiş olan Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlarının sitelerine yönelik saldırıların bertaraf edilmesi; ülkenin değerlerine ve imajına zarar verebilecek konularda saldırı ve uluslararası kamuoyu için propaganda düzenlemek şeklinde özetlenebilmektedir. Ayyıldız Tim’in savunduğu devletçilik anlayışı, ortaya koyduğu örgüt yapısına da yansımaktadır.

Ayyıldız Tim, yönetim birimleri; Üst Kurul, Yüksek Ayyıldız Şurası (YAŞ), Özel Kuvvetler Başkanlığı (Bordo Bereliler), Delta Saldırı Timi, International Force, Disiplin Kurulu Başkanlığı, AYT Eğitim ve Geliştirme, Terörle Mücadele Merkezi, şeklinde sıralanan gruplardan oluşmaktadır. TSK’nın yapılandırmasını andıran bir örgütlenme sistemi yansıtmakta olan bu alt grupların tümünün faaliyetlerine ilişkin açıklama yapılmamakla beraber; aktif olan forum sayfalarında Ayyıldız Tim Özel Hareket Daire Başkanlığı altında; Bordo Bereli Özel Kuvvetler, Siber Savunma Strateji Geliştirme Komutanlığı, AYT Saldırı Grupları Komutanlığı, AR-GE Komutanlığı, Web-Grafik Tasarım Komutanlığı başlıkları sıralanmaktadır140. Dolayısıyla, Ayyıldız Tim de Türk Hack Team ve Aslan Neferler Tim gibi, askeri bir model ile yapılanmış hiyerarşik emir komuta zinciri içeresinde örgütlenmiş bir grup
olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca üç grup da varolan sistemi destekleyip bunu korumak adına, kendini Türk milletine admış bir siber savaşçı ordusu olarak konumlandırmaktadır. Bu anlamda, özellikle ilk kuşak hackerların kabul ettiği; hackerların ırk, yaş, unvan gibi kriterlerle değerlendirilmemesini içeren etik kodların uzağına düşüldüğü ortaya çıkmaktadır.

Ayyıldız Tim terörle mücadele etme amacında olduğunu belirttiği çeşitli saldırılar düzenleyerek, kamuoyunda bilinirlik sağlamıştır. Bu saldırılar genellikle, yaşanan terör olayları ve şehit haberlerinin duyulması üzerine düzenlenen saldırılar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu tarzdaki saldırılarının örneklerinden biri, PKK’ya yönelik operasyonların yoğun olarak sürdüğü ve çok sayıda şehit haberlerinin geldiği bir dönemde141, 22 Mayıs 2008’de Ayyıldız Tim’in PKK yanlısı beş yüzden fazla siteyi hacklediğini açıklamasıdır. Grup bu web sitelerini, PKK propagandası yapan ve örgütün açıklama ve haberlerini yayınladıkları gerekçesiyle hacklediğini belirterek, web sitelerin giriş sayfalarına Türk bayrağı ve şehit mezarlarının fotoğrafları ile ‘ne unuturuz, ne de unuttururuz” açıklaması yerleştirdi. Ayrıca, grup tarafından ‘bölücü’ olarak nitelendirilen bu web sitlerinin neler olduğu ve hangi zaman dilimi içinde hacklendiği bilinmemekle beraber, beş yüz sitenin hacklenmesiyle toplam yüz bin dolardan fazla zarar verdikleri açıklanmaktaydı (Hürriyet, 23 Mayıs 2008).

Bu operasyonlarına benzer bir şekilde, Ayyıldız Tim, 10 Aralık 2016’da Beşiktaş’ta gerçekleşen terör saldırısının ardından, 11 Aralık 2016’da PKK’ya destek veren ve terör propagandası yapan pek çok siteye siber saldırı düzenledi. Ancak bu kez sadece web siteler değil; sosyal medya hesaplarını hedef almaktaydı. Bu sayfalara, İslam dininin kutsal kitabı Kuran’dan “De ki: Ey kafirler, yenileceksiniz ve toplanıp cehennemin dibine sürüleceksiniz” ayetini yerleştirildi (Haber 7, 11 Aralık 2016). PKK’ya yönelik olduğunu açıkladığı bir başka operasyonu, 6 Kasım 2008’de Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) web sitesini hackleyerek gerçekleştirdi. Ancak bu kez Kürt yurttaşlara birlik ve beraberlik çağrısı yaptıkları bir bildiriyi
DTP’nin sayfasına yerleştirerek; “ülkemiz için el ele PKK yandaşlarına karşı Şırnak'taki vatansever Kürt kardeşlerimiz gibi bizler de karşı gösterilere başlayalım ve bu oyunu bozalım. Bu PKK yandaşlarını içimizden ve çevremizden uzaklaştıralım” açıklamasıyla yürüyüş düzenleme çağrısında bulundu (Haber Türk, 06 Kasım 2008). Bu operasyonları ile hacki bir reel hayattaki protesto yürüyüşü için eylem çağrısı olarak kullanmışlardı.

Diğer yandan, Gezi Parkı protestolarından CHP’yi sorumlu tutarak “Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen CHP sitesi yine hacklendi” açıklamasıyla partinin web sitesi chp.org.tr'yi de hackledi (Mynet Haber, 16 Haziran 2013). Türkiye iç politikasına dair gündemin paralelinde seyreden bir operasyon yürütme şeklinin yanı sıra, ülke içindeki partileri de kendi milliyetçilik ve devletçilik söylemlerine uygun düştüğünde, ülke içindeki siteleri hackleme yasağından vaz geçtikleri veya bu tarzdaki hackleri meşru gördükleri ortaya çıkmaktadır.

Ayyıldız Tim’in kendi misyonu olarak kabul ettiği dijital alanda terörle mücadele olarak nitelendirdiği operasyonları, 15 Temmuz Darbe girişimi ardından Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik olarak yürütülmekteydi. Bu operasyonları daha çok belirli kişilerin mail adresi ve twitter hesaplarının ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşmekteydi. Örneğin; Radyocu Bedirhan Gökçek’in mail hesabı (Yeni Şafak, 15 Ağustos 2016); komedyen Atalay Demirci’nin Twitter hesabı (Milliyet, 31 Temmuz 2016); CHP milletvekili Eren Erdem’in Twitter hesabını hackleyerek yazışmalarıyla ilgili çeşitli görüntüler paylaşılmakta (Star, 29 Ağustos 2016); diğer yandan Sanatçı Zara’nın hesabı bağlantısı bulunmadığından kendisine iade edilmekteydi (Kanal A, 09 Ağustos 2016). Ayyıldız Tim bu süreçte özellikle sanat, medya ve siyaset çevrelerinden tanınmış kişilerin Twitter hesapları hackleyerek, yazışmalarını kontrol etme rolü oynamaya çalışmaktaydı.

Ayyıldız Tim, yurtdışında yaşanmakta olan olaylar ilgili olarak da çeşitli operasyonlar yürütmüştür. Bunlar, 31 Ocak 2015’te ise çoğu Fransa ve Belçika olmak üzere Avrupa’daki İslam dinine hakaret ettiği gerekçesiyle 751 web sitesini (İhlas Haber Ajansı, 31 Ocak 2015); 1 Eylül 2007’de Bulgaristan'da ırkçı ve aşırı milliyetçilerin Türklere karşı söylem ve eylemlerini protesto Bulgaristan Tarım ve
Orman Bakanlığı ile Bulgaristan Bölgesel Kalkınma Bakanlığı’nın web sitelerinin (Hürriyet, 01 Eylül 2007); 28 Temmuz 2009’da ise, Birleşmiş Milletler’in (BM) Uygur Türklerine yapılan katliama sessiz kalmasını protesto etmek için, BM'nin web sitesi içerisinde yer alan Ermenistan uzantısının (İhlas Haber Ajansı, 27 Temmuz 2009); 13 Temmuz 2013’te ise Tayland'a kaçan Arakan Müslümanlara ayrımcılık uygulandığı için aralarından Tayland üniversitesi, nükleer enerji şirketi, eğitim merkezinin de bulunduğu Tayland’ın yaklaşık otuz web sitesinin (Milliyet, 13 Temmuz 2013); Türkiye’den Gazze’ye yardım götüren Özgürlük Filosuna İsrail’in saldırı düzenlemesine tepki olarak 1 Haziran 2010’da Ayyıldız Tim, İsrail’e ait bin beş yüz web sitesinin hacklenmesi gibi eylemlerdir (Radikal, 01 Haziran 2010).

Ayyıldız Tim’in bu eylemlerinde, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir olay yaşanmamasına karşın, ayrımcılığa, katliamlara ve savaşa maruz kalan Müslüman ve/veya Türk halklara destek olma amacı taşıdığı ortaya çıkmaktadır. Ayyıldız Tim toplumun belli kesimindeki tepkileri yansıtan eylemler sergilemekte olsa da, devlet için gönüllü çalışan saldırı grubu olarak operasyonlar yürütmektedir. Dolayısıyla, Ayyıldız Tim, elektronik sivil itaatsizlik şeklinde ortaya çıkan hacktivizme uzak olmakla beraber, kendi devletçilik anlayışı içerisinde gönüllü siber savaşçı grubu olarak eylemlerini ortaya koymaktadır.

131 Ayyıldız Tim (19 Eylül 2016), “2016-Yaş Kurul Toplantısı Kararları”, https://ayyildiz.org/ayt-duyuru/18-2016-yas-kurul-toplantisi-kararlari.html, (05.05.2017).

132 Star gazetesine Kim Bu Ayyıldız Tim isimli bir kitap yazmış olan ve çeşitli televizyon programlarında grubu anlatan ve açıklamalarda bulunan M. İshak Telli Ayyıldız Tim’in siber danışmanı olarak Ledün Abdal ile birlikte verdikleri röportajda; Ledün Abdal, 34 yaşında, Japonya’da yaşayan ve Amerika’da bilgisayar bölümü okuyan biri olduğunu ve bu en üst rütbeye on altı yılın sonunda ulaştığını belirtmekteydi. Diğer yandan Ayyıldız Tim’in 4 kişiden oluşan bir yönetme ve şaşırtıcı bir şekilde yüz bin kişilik bir hacker ordusuna sahip olduğu belertilmekteydi (Görgülü, 2016).

133 Ayyıldız Tim, “AYT Kural ve Duyurular”, http://www.ayyildiz.org, (arşivlenmiş link), http://web.archive.org/web/20150920091303/http:www.ayyildiz.org/navigasyon.php?id=37, (05.05.2017).

134 Ayyıldız Tim, “Biz Kimiz”, http://www.ayyildiz.org, (arşivlenmiş link), http://web.archive.org/web/20160313145043/http:www.ayyildiz.org/navigasyon.php?id=38, (05.05.2017).

135 Ayyıldız Tim, “Biz Kimiz”, http://www.ayyildiz.org, (arşivlenmiş link), http://web.archive.org/web/20160313145043/http:www.ayyildiz.org/navigasyon.php?id=38, (05.05.2017).


136 Ayyıldız Tim, “AYT Kural ve Duyurular”, http://www.ayyildiz.org, (arşivlenmiş link), http://web.archive.org/web/20160313145025/http:www.ayyildiz.org/navigasyon.php?id=37, (05.05.2017).

137 Ayyıldız Tim, “Ayyıldız Tim Tarihi”, https://ayyildiz.org/ayyildiz-tim-tarihi.html, (05.05.2017).

138 Ayyıldız Tim, “AYT Kural ve Duyurular”, http://www.ayyildiz.org, (arşivlenmiş link), http://web.archive.org/web/20160313145025/http:www.ayyildiz.org/navigasyon.php?id=37, (05.05.2017).

139 Ayyıldız Tim, “Ayyıldız Tim Misyon ve Vizyon”, https://ayyildiz.org/misyon-vizyon.html, (05.05.2017).

140 Ayyıldız Tim, “Forum”, https://forum.ayyildiz.org/#ayyildiz-tim-oezel-hareket-daire-baskanligi.168, (05.05.2017).

141 Dönemi yansıtması açısından yer alan çatışma haberi için bkz.: Milliyet (29 Temmuz 2008), “Türkiye’nin 7 aylık terör bilançosu…”, http://blog.milliyet.com.tr/turkiye-nin-7-aylik-teror-bil-ncosu-/Blog/?BlogNo=122730, (05.05.2017).


4.1.4. Türk Güvenliği

Türk Güvenliği hacker grubu sadece Twitter üzerinden eylemlerini paylaşmakta ve görüşlerini ifade etmektedir. Ayrıca bu hesapları üzerinden kendileriyle ilgili Wikipedia sayfasını paylaştıkları için buradaki bilgileri kaynak kabul edilerek; grubun 2009 yılında kurulduğu, beş ila on kişilik bir ekipten oluştuğu ve devletçi ve İslamcı bir politika izlemekte olduğu bilinmektedir.142 Grubun Twitter’da, “Fertler ölür, Türk Milleti yaşar”143, “anasının başörtüsündeki kokuyu
namus bilip koruyan şehitlerim; var olun bu vatan size ebedi minnettardır”144, “Bizde büyük ya da güçlü olan kazanmaz, Allah kimin yanındaysa o kazanır”145 gibi paylaşımları, İslamcı ve milliyetçi çizgisini ortaya çıkmaktadır. Öte yandan Türk sitesi hacklemeyi kabul etmedikleri, Türk bilişimin gelişmesine destek olduklarını ifade ettikleri tweetleri de bulunmaktadır. Aralık 2015’te ise saldırılarıyla artık web sitesi içeriklerini değiştirmekle yetinmeyip; ekonomik, prestij kaybı, önemli bilgileri içeren daha kalıcı zararlar vereceklerini açıkladılar. 146

Türk Güvenliği grubu adını 2011’de Vodafone, UPS, BetFair, TheRegister, National Geographic ve Daily Telegraph, Acer gibi büyük firmaları hackleyerek duyurdu. Ayrıca, The Guardian gazetesine verdikleri röportajda, bu büyük firmalardaki açıklar için aylarca bekleyip, açık bulunca saldırdıklarını açıklamaktaydılar. Ayrıca, web sitede açık bulamayınca onun bulunduğu sunucuya, sunucuda da açık bulunmazsa, bulunduğu domain firmasını hacklediklerini ve bunu eğlence için yaptıkları açıklamasında bulundular (Arthur, 2011). Öte yandan, grup sadece eğlence için değil, siyasi mesajlar bırakan bir çizgiye de sahip olduğu sonraki eylemlerinde anlaşılmaktaydı. Örneğin, 2014’te grup tarafından, Gazze’deki saldırılar için Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu'nun (ESCWA) web sitesi hackleyerek “Neden Gazze'nin çocuklarını önemsemiyorsunuz, Neden Gazze umurunuzda bile değil?" mesajı yerleştirdi (Haber 7, 24 Temmuz 2014). Yurt içinde ise, 3 Şubat 2012 Mevlit kandili nedeniyle, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) web sitesini hackleyerek,147 bu eylemini Türk ve İslam dünyasına armağan ettiğini duyurdu.148
Bir başka eylemi ise, açık kaynak kodlu SSL ve TLS hizmeti sağlayan OpenSSL’in web sitesini hacklemesi oldu (E Hacking News, 28 Aralık 2013).149 Bu durum, açık/özgür yazılım için çalışan ve genel olarak üçüncü kuşak hackerların savunduğu anlayışı yansıtan OpenSSL’in bir hacker grup tarafından hacklenmesi ironik olduğu kadar, Türk Güvenliği grubunun açık/özgür kod yaklaşımına karşı olduğunu da göstermektedir. Türk güveliği grubu İslamcı ve milliyetçi çizgide hackleriyle, söylem ve eylemleriyle belli bir dini ve ırkı temsil ettiklerini açığa vurarak, az önce incelediğimiz iki grup gibi hackin ırk, din, yaş gibi unsurları gözetmeyen evrensel kabulleriyle çelişmektedir.


142 Vikipedi “Türk Güvenliği”https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_G%C3%BCvenli%C4%9Fi, (2.05.2017).

143 Twitter Türk Güvenliği, https://twitter.com/Turkguvenligi/status/783391108260827136, (02.05.2017).

144 Twitter Türk Güvenliği, https://twitter.com/Turkguvenligi/status/126618501170470912, (02.05.2017).

145 Twitter Türk Güvenliği, https://twitter.com/Turkguvenligi/status/681636559913914368, (02.05.2017).

146 Twitter Türk Güvenliği, https://twitter.com/Turkguvenligi/status/681633971793477632, (02.05.2017).

147 Zone kaydı için bkz.: http://zone-h.org/mirror/id/16858754, (02.5.2017).

148 Twitter Türk Güvenliği (03 Şubat 2012), https://twitter.com/Turkguvenligi/status/165424269327740928, (02.5.2017).

149 Ayrıca zone kaydı için bkz.: http://zone-h.org/mirror/id/21425720, (02.5.2017).

4.2. Türkiye’de Hacktivist Gruplar: Cyber Warrior Ve Redhack

4.2.1. Cyber Warrior Akıncılar

Cyber Warrior Akıncılar, Türkiye’deki en eski hacker gruplardan bir olarak, kendisini legal sınırlar içinde siyasal söylem ve amaçlarına uygun eylemler ortaya koyan hacktivist bir grup şeklinde yansıtmaktadır. Çalışmamız açısından, grubun siyasal söylemini savunmak için gerçekleştirildiği hack eylemlerindeki amaçlarını ve grubun kendini legal sınırlar içinde nasıl konumlandırdığını inceleyerek, grubun kendine özgü hacktivizmi kavrayış biçimini ortaya koymaya çalışacağız. Bu amaçla, grubun aktif olarak kullanmakta olduğu forum ve portal kısımlarına sahip olan www.cyber-warrior.org web sitesini ve eylemlerinde kullandıkları mesajları incelenecektir. Cyber Warrior Akıncılar’ın, hacktivist eylem ve amaçlarıyla ilgili genel bir çerçeve çizmek amacıyla; grubun basına yansıyan eylemlerinden ve zone-h web sitesindeki kayıtlardan yararlanılarak hacktivist eylemleri ele alınacaktır.

4.2.1.1. Cyber Warrior Akıncılar’ın Ortaya Çıkışı ve Amacı

Akıncılar olarak da bilinen, Cyber Warrior Akıncılar (CW Akıncılar) hacker grubu 2001 yılında kurulduğunu belirtmektedir.150 Grup, 2007’ye kadar yasal düzenlemeler yeterli olmadığı için kendini illegal bir grup olarak
değerlendirmekteyken; 2007’de 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle, yasal düzenlemelerdeki pornografi, ahlaki değerle ilgili eksikliklerin giderilmesi, grubun kendisini legal bir grup olarak değerlendirmesini sağladığı açıklanmaktadır.151 Ayrıca grubun sayfasında bu kanun metni için bir alan ayrılmasının yanı sıra,152 yasal uyarı yapılarak legal sınırlar içerisinde olduklarının önemi vurgulanmaktadır. Bu uyarıda, web sayfalarındaki materyallerin siber güvelik önlemlerini içerdiği ve bilişim suçu teşkil edecek içeriklere yer verilmediği belirtilmektedir. Ayrıca uyarıda, siber güvenlik önlemleri açısından bir açığın nasıl oluştuğunun anlaşılması için bazen hackerların gözünden aktarılması gerektiği; “bir güvenlik açığının nasıl oluştuğunu bilmiyorsanız, o açıktan kendinizi koruyamazsınız, ilkesinden hareket ederek yasal çerçevede faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz.” denilerek açıklanmaktadır.153

Ancak, hacki siyasal bir amaç olarak kullanan bir grubun sayfasında, Türkiye’deki bilişim suçlarına karşı oldukları açıklamaları ironik bir durum ortaya çıkarmaktadır. Çünkü 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun bilişim suçlarını tanımlayan 243. Maddesi’nde, “bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak” girme “veya orada kalmaya devam” etme eylemleri154 ile 244. Maddesi’nde bir “bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma” eylemleri155 suç sayılmaktadır. Bu ironinin altında ise grubun misyon olarak kabul ettiği değerleri savunma amacıyla ortaya koyduğu hacki, meşru olmanın ötesinde legal olarak
görmeleri yatmaktadır. Dolayısıyla, CW Akıncılar açısından, hackin bir eylem olarak legal alan içinde olup olmadığı değil; hack eyleminin amacının legal ya da meşru söylem alanının içinde olup olmadığına önem verilerek, legal ve meşru oldukları argümente edilmektedir. CW Akıncılar’ın amaçlarına ilişkin beyanları da bu durumu yansıtmaktadır.

CW Akıncılar amacını, “İnternet üzerinden inanç ve ahlaki değerlerimize saldırı yapan, saf beyinleri bulandırmaya yönelik içerikler bulunduran, ‘Satanist’ ve Pornografik içerikli yayınlarla mücadeledir" şeklinde belirtmektedir.156 Bu amaç 2007’deki yasal düzenlemelerden önce belirlenmiş olmalı ki; pornografik içerik günümüzde yasaklanmış durumdadır. Diğer yandan, satanizm ile mücadelesi de bir dönem Türkiye’de gündeme yoğun olarak konu olmuş olmasıyla ilgili görünmektedir. Güncel olarak ise grup kendisini, “internet üzerinden; inanç ve ahlaki değerlerimize yapılan saldırılar, devletimiz ve ülkemiz aleyhtarı eylemler, toplum ve kamu vicdanını olumsuz etkileyen olaylar karşısında sanal alemde mücadele eden hacktivist bir gruptur.”157 şeklinde tanımlamaktadır. Dolayısıyla, bu değerler çerçevesinde ortaya konulan hacktivist eylemin yasallığını savunmaktadır. Bu değerler, sadece Türkiye’nin resmi devlet söyleminden, hacktivizme bakılınca kabul edilebilecek değerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira grubun, başka bir ülkenin Türkiye’ye kendi değerleri için saldırması meşru ve legal sınırlar içinde bir hack eylemi olarak görmediği açıktır. Sonuç olarak bu tutum, hackin evrensel etik kodlarıyla çelişen, belli bir din ve ırk için geçerli olduğu düşünülen hackin meşruluk sınırlarının belirlenmesini içeren bir durumu ortaya çıkarmaktadır.
4.2.1.2. Cyber Warrior Akıncılar’ın Örgüt Yapısı ve Üyeleri

CW Akıncılar grubu, eylemlerini sayfalarındaki forum üzerinden sadece onaylı üyelerin katılımına açık başlıklar altında organize etmektedir. Grubun güncel
olarak forum sayfasına kayıtlı 242.396 üyesi bulunmaktadır.158 Grubun kurucusu olarak CWDoktoray rumuzlu kişinin 2004 yılında verdiği röportajda; CW Akıncılar’ın 40 kişilik bir ekip ile kurulduğunu ve belli bir merkezlerinin olmadığını, web sitelerindeki forum sayesinde iletişim kurdukları belirtmektedir. Diğer yandan, CWDoktoray bu röportajında gönüllü olarak gov.tr uzantılı siteleri korumak istediklerini belirtmekte ve resmi kuruluşların web sitelerindeki açıkları bulup, bunları web sitelerinin yöneticilerine bildirdiklerini belirtmektedir. Ancak bunun dışında, güvenlik hizmeti verdiklerini, “Cyber-Security olarak sektörde, kişisel güvenlikten kurumsal çözümlere kadar tüm kategorilerde” testler ve çözüm hizmetleri, o dönem Türkiye’de yeni ivme kazanan “e-ticaret ürünleri ve güvenlik ürünleri ile entegrasyonları konusunda ürün ve danışmanlık hizmetleri” verdiklerini belirtmektedir (Haber 7, 27 Eylül 2004). Cyber Security Bilişim Teknolojileri adlı şirket üzerinden verilen hizmetler 2007’den itibaren, açılan bir derneğin üzerinden yürütülmeye başlanmıştır. Grubun yöneticisi olan CWDoktoray kimliğini gizlemeden Gökhan Şanlı olarak, 2007’de Bilişim Güvenliği ve Bilişim Suçlarına Karşı Mücadele Derneği kurmuştur. Şanlı, derneğin başkanlık görevini sürdürmekte ve siber güvenlik konusunda seminerler düzenlemekte ve ayrıca şirketini yönetmeye de devam etmektedir.159 160 Bir hacker grubunun, siber güvenlik alanında faaliyet yürüten bir şirket bağlantısıyla, grubu ve derneği ticari çıkar amacıyla kullanması ve bunu sağlayabilmesinde grubun ününden yararlanması, hem hackerların ticarileşmeye karşı söylemleriyle uyuşmamaktadır, hem de hacktivist eylemlerin dolaylı olarak tüm grup üyeleri için olmasa da yöneticileri için maddi kazanç yolunu açması söz konusu olmaktadır.

CW Akıncılar’ın web sitesinde, grubun bu dernek bünyesinde resmi devlet kurumlarının sitelerine ücretsiz güvenlik desteği ve penetrasyon testleri de yaptığını
belirtmektedir.161 Dolayısıyla, dernekle hacker grup arasında organik bir bağ bulunmaktadır. Ayrıca yukarıda andığımız gibi grubun kendisini 2007’de legal olarak görmesinin bir nedeni de, CW Akıncılar’ın dernek ile ilişkilendirilecek olmasıdır. Dernek aracılığıyla hacker grubun legal olarak, resmi davet ve toplantılara katılması da söz konusu olmuştur. 14 Nisan 2012 tarihinde, derneği temsilen, Gökhan Şanlı ve beraberindeki iki kişi Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanlığı ve Bilişim Teknolojileri Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’de İnternet Sitelerine Erişimlerin Engellenmesi ve Telif Hakları” konusunda gerçekleşen bir toplantıya katılmıştır. Ek olarak, CW Akıncılar üyesi olan Emrullah Akdemir, Ekber Ekşi ve Serkan Erdemir adlı hackerlar, derneği temsilen Aksaray Polis Yüksek Meslek Okulu’nda “ Wireless Güvenliği ve Kişisel Verilerin Korunmasının Önemi” konulu seminer vererek teşekkür belgesi almışlardır (Birgün, 18 Haziran 2012). Dolayısıyla, dernek aracılığıyla resmi kurumlarca tanınmış, fikrine başvurulmuş ve de teşekkür edilmiş bir hacker grubu olarak faaliyetlerini yürüttükleri görülmektedir. Çalışmanın önceki bölümünde ele aldığımız gibi, özellikle kişisel verilerin korunması ve sansürün engellenmesi konularında çalışan hacker gruplar bulunmakla beraber; bu gruplar enformasyonun özgürlüğü ilkesine uymadıklarını benimseyerek, hacki saldırı şeklinde kullanmayı reddettikleri gibi, siyasi ve devlet otoritesini de sansür mekanizmaları nedeniyle reddeler. CW Akıncılar ise, tam tersine, kendi milli, dini ve ahlaki değerlerini savunmak amacıyla hem yurtdışında hem yurt içinde hack eylemleri yürütmekte; siber güvenlik yaklaşımını özellikle resmi kurumları kapsayan destek verme faaliyetleri ve siber güvenlik danışmanlığı hizmetleri şeklinde kabul etmektedir.

Grubun örgütlenişi, danışma kurulu olarak işleyen fetva kurulu162; kararların alındığı strateji163;saldırıları düzenleyen akıncılar164; hedeflerle ilgili kaynak
sağlayan ve akıncılara destek olan lojistik;165 yeni teknolojik gelişmeleri, grupla ilgili haberleri aktaran ve çevirileri yapan haberci166; grubun kendi üyeleriyle ilgili bilgi toplayan ve grupla ilgili araştırma yapan CW-İstihbarat167;projeler üretip hayata geçiren Ar-Ge168; ve daha çok görsel malzemeler ve sosyal medya faaliyetlerini yürüten grafik-web, video-animasyon, enformasyon birimlerinden oluşmaktadır. Bu birimlerin içinde; fetva kurulu, strateji ve akıncılar, grubun yönetim ve saldırı misyonunu üstlenmiş temel birimler olarak çalışmaktadır.

Fetva kurulu, diğer gruplardan farklı olarak, üyelerin katılımına açık olan, başvuru kabul edilen bir grup değil; sorumlusu, kurucu ve administratörler tarafından belirlenen bir danışma ve istişare kurulu olarak faaliyet göstermektedir.169 Fetva kurulu, fetva gereken konulara çözüm üretmek, akıncılar grubunun faaliyetlerini takip etmek ve misyon uyumluluğunu kontrol altında tutmak ile yükümlü olduğu ve bu kuruldan çıkan kararın aksi yönünde kimsenin hareket edemeyeceği belirtilmektedir.170 Fetva, İslam hukuku ve kuralları açısından, alanında uzman olman din adamları tarafından verilen kararlar anlamına gelmektedir. Bu fetva, şeraitin uygulandığı ülkelerde hakim tarafından verilirken, seküler ülkelerde Müslümanlar için müftüler tarafından verilmektedir.171 CW Akıncılar’ın Fetva kurulunda İslam dini açısından yetkili kişilerin kim olduğu bilinmemekle beraber; bu kurulun varlığı, grubun misyonunda ön plana çıkan inanç için eylemde bulunma amacına paralellik taşımaktadır. Bu kurul, yapılan eylemlerin İslam dini açısından
sakıncalı olup olmadığını teyit eden bir mekanizma olarak işlemektedir. Fetva kurulu, yapılacak saldırının CW Akınılar grubunun temel ilkelerine uygun olup olmadığını ve saldırının İslam dini açısından haklı nedeni olup olmadığı konusunda, danışma ve karar mekanizması rolü üstlendiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla eylemin yapılıp yapılmayacağında son kararı İslami uygunluğu açısından fetva kurulu vermekte olduğu anlaşılmaktadır.

Strateji birimi ise, hack konusunda bilgi düzeyi yüksek yönetici vasfındaki kişilerden oluşmaktadır. Genel olarak grubun işleyişiyle ilgili kararları almakta ve program, kod geliştirerek yeni teknikler üretmekle yükümlüdür. Bu birimin aldığı kararlar tüm diğer birimleri bağladığı açıklanmaktadır.172 Akıncılar birimi ise, fetva kurulunun kararını uygulamakla yükümlü olan, hack konusunda yetkin olan kişilerin oluşturduğu temel saldırı birimi olarak açıklanmaktadır.173 Bu açıklamalar neticesinde, saldırı hedefi belirlendikten sonra, fetva kuruluna danışılmakta; bu saldırının uygunluğuna ilişkin fetva kurulu kararı sonrasında ise hack eylemlerinin ortaya konduğu anlaşılmaktadır.

CW Akıncılar’ın bu yönetsel birimlere bağlı olan aktif operasyonel timleri bulunmaktadır. Bu timler; Zabıta-i Form Tim, Mobile Developers, C.War-Z Training, STK-Sosyal Medya Hack, Hashtag TIM, C.War-Z Gama, C.War-Z Beta, C.War-Z Alfa, C.War-Z Delta, Diriliş, CryptoS, İhya-i Ramazan, Kıraat-ül Furkan, Messenger of Death, Target Attack, Hilaf-ı Edeb, Karargâh Operasyon-2, Halalen Tayyiben, Kızılelma , Kalk ve Uyar, Karıncaaslanı gibi, hack jargonu ile İslami tabirlerin ve askeri jargonun iç içe geçtiği başlıklar altında ortaya konmaktadır.174

Grubun önemli bir başka birimi ise Cyber Academy adıyla faaliyette bulunan ve üyelik kriterlerinden biri haline gelmiş olan eğitim birimidir. Cyber Academy’nin, “bazı teknikleri web sayfası üzerinden gerçeğine en yakın şekilde uygulayabilmek amacı ile daha etkileşimli eğitim için” 2002 yılında kurulduğu
belirtilmektedir. 175 Bu birim altında, üyeler güvenlik ve saldırı alanlarıyla ilgili görev simülasyonları seçerek kendilerini test edebilmekte ve geliştirmektedir. Ayrıca forumda rütbe alabilme kriterlerinden biri de bu akademide başarı sağlamış olmaktır. Forumdaki rütbeler; sivil (rütbesiz ya da sistemden atılmış kullanıcılar), teğmen (yeni kullanıcılar), yüzbaşı ( 2. seviye kullanıcılar), binbaşı (3. seviye kullanıcılar), yarbay (üst seviye kullanıcılar), albay (CW’de aktif görev alabilecek üst seviye kullanıcılar), komodor (yönetici ve moderatörler), general (yönetici ve smoderatörler ), grup yöneticisi (yönetici ve smoderatörler ), advisor (üst yönetim ve strateji grubu üyeleri), administrator (üst yönetim ve strateji grubu üyeleri)176 şeklinde asttan üstte doğru ilerleyen militer bir şemayı andıran hiyerarşik yapılanmayı yansıtmaktadır. Forumda albay rütbesinden itibaren, CW Akıncılar grubunun aktif üyeliği söz konusu olurken, alt rütbelerin bu aşamaya geçebilmesi için kendilerini ispatlaması, belirli kriterleri yerine getirmesi gerekmekte olduğu açıklanmaktadır. Yönetsel birimlerde aktif olabilmek için, üst yöneticilerden birinin referansı ile strateji grubuna önerilen üyenin atanması gerektiği belirtilmektedir.177

Tüm bu hususlar, grubun forum içinde kendini ispatlayabilen üyelerin CW Akıncılar ekibine dahil olabildiğini gösterdiği gibi, grubun son derece hiyerarşik, atama esasına dayalı bir ast-üst ilişkisi ile yapılandığını göstermektedir. Dolayısıyla karşımıza lideri olan, bürokratik atanma işlemlerinin belirli koşullar ve şartlar altında yapıldığı, askeri bir yapıya öykünmenin söz konusu olduğu katı bir öğütleniş modeli çıkmaktadır. Bu örgütlenme modeli, grubun misyonunu yansıtan bir yapıya sahiptir. Kendisini, inanç ve milli değerler için mücadele eden bir grup olarak ortaya koyması, sanal ortamda bu değerlerin savunuculuğu görevini üstlenmiş olması ve bu mücadelede kendisini ‘siber savaşçı’ olarak nitelendirmesi, grubun askeri öykünmesinin altında yatan neden olarak anlaşılmaktadır. CW Akıncılar’ın hacktivist bir grup olarak ortaya koyduğu amaç ve örgütlenme modeli, toplumsal hareketler bağlamında çeşitli mücadeleleri ortaya koyan diğer hacktivist grupların
söylemlerinden oldukça farklı bir noktada olduğu gibi, şimdiye kadar çalışmanın kapsamında açıkladığımız hacktivizm bağlamının dışında görünmektedir. Ancak CW Akıncılar kendisini hacktivist bir grup olarak ilan ettiği için, ortaya koyduğu eylemlerden yola çıkarak üstlendiği rolü ve hacktivizmi ortaya koyuş biçimini daha anlaşılır kılma çabasıyla çalışmamız devam edecektir.

4.2.1.3. Cyber Warrior Akıncılar’ın Hacktivist Eylemleri

Grubun kamuoyunda bilinirliği, 2003’te Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başına çuval geçiren Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) misilleme yaptığı 21 Temmuz 2003’te, 1500 Amerikan web sitesini hackleyerek erişimlerini aksatma eylemiyle sağlandı. Hacklenen sitelere “bir Türk Amerika’ya bedeldir, 11 Türk için dünyayı fethederiz... şimdilik 1500 tane sitenizi topraklarımıza dahil ediyoruz.” açıklaması ve bordo bereliler olarak bilinen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Özel Kuvvetler Komutanlığı askerlerinin fotoğrafı yerleştirildi.178 CW Akıncılar’ın sitelere yerleştirdiği bu açıklamada, hacki bir fetih metaforu olarak değerlendirdikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca, doğrudan bir hedef belirlemek yerine rastgele 1500 web sitesinin aynı anda hacklenmesi şeklinde bir eylem biçimi ortaya konmaktadır. Hacklenen bu siteler resmi kuruluşlara ait değil; sadece domaini (alan adı) ABD’de bulunan hemen hemen her sektör ve alana yayılmış web siteleri oldukları görülmektedir.179 Hürriyet’te yer alan habere göre basın organlarına mail atılarak grup tarafından eylemlerinin duyurulması istenmiştir (Hürriyet, 23 Temmuz 2003). Ancak CW Akıncılar, bu ilk büyük eylemlerinde basında yer alma amacı taşımaktayken, “Artık hiçbir basın kuruluşu ile röportaj, söyleşi, haber vb. etkileşim yapılmayacaktır. Sadece Security konusunda Cyber-Security olarak ilgili faaliyetler devam edecektir” denilerek 10 Nisan 2007’den itibaren basın faaliyetlerini durduğunu açıklanmıştır180. Bu kararın derneğin kuruluşundan hemen önce verilmiş bir karar olması itibariyle, basınla ilişkilerini legal olarak dernek üzerinden yürütmek
istedikleri sonucuna varmak mümkündür. Ancak bu tarihten sonra da, eylemlerle ilgili haberlerin servis edilip edilmediğini bilinmemekle beraber; CW Akıncılar eylemlerini gündemi takip eden bir şekilde ortaya konması nedeniyle basında kendilerine yer bulmaktadır.

Diğer yandan, CW Akıncılar, aynı anda çok sayıda ve rastgele web sitesini hedef almanın yanı sıra, intikam veya tepki amacıyla belirli web sitelerini hedef almaktadır. Bunun ilk örneklerinden biri, bir başka Türkiyeli hacktivistin hacklenmesiyle yaşandı. 2008’de Karan rumuzlu bir hackerın Başbakanlık Basın Merkezi’nin web sitesini hackleyerek, sayfaya “Sayın Başbakanım mademki sesimizi duymuyon! [duymuyorsun] Biz de böyle duyururuz. Bu kadar işsiz varken sen hâlâ binlerce imam atamaya devam et. Dualarla bu ülke kurtulur belki” mesajı bıraktı (Milliyet, 2 Mayıs 2008). Bunun üzerine CW Akıncılar, bu hackerın thekaran.org web sitesini hackleyerek sayfaya "Hacked by RTE" imzası ve Adnan Menderes, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının üzerinde olduğu Türk bayrağı görseli yerleştirdiler (Haber Türk, 9 Mayıs 2008). 181

CW Akıncılar, hacktivist eylem biçimi olarak, aynı anda çok sayıda web sitesinin erişimini aksatmasının yanı sıra, doğrudan hedefine aldığı belirli web sitelerine mesaj bırakmayı da farklı bir eylem türü olarak ortaya koymaktadır. Grubun eylem biçimlerini anlaşılır kılmak için gerçekleştirdiği eylemlerin amaçlarına, mesaj ve açıklamalarını ele almak gerekmektedir. CW Akıncılar, hacktivist eylemlerini “Türkiye için” ve “inanç ve ahlaki değerlerimiz için” olarak iki başlık altında değerlendirmektedir.182 Ancak bu başlıklar altında değerlendirdiği eylemler amaçları açısından birbiriyle iç içe girmiş halde olduğu için net bir sınıflandırmayı sunmamaktadır. Bu nedenle, CW Akıncılar’ın eylemlerini; doğrudan Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili veya terörle ilgili olarak Türkiye’yi ve yönetimini savunmak için yapılan eylemler, uluslararası Müslüman halklarla ilgili yaşanan olaylara ilişkin olarak yapılan uluslararası eylemler ve İslam dini ve toplumsal ahlakı savunma adına yapılan eylemler olarak değerlendirmek mümkündür. Çalışma
kapsamında, grubun eylemleri, bu ana başlıklar altında ele alınarak, hacki siyasal olarak nasıl kullandıkları irdelenmeye çalışılacaktır.

4.2.1.3.1. Doğrudan Türkiye Siyaseti İle İlgili Eylemleri

CW Akıncılar’ın doğrudan Türkiye ile ilgili eylemeleri, Türkiye’nin dış politikasıyla ve teröre ilişkin gündemiyle ilgili hacktivist eylemleri içermektedir. Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili olarak yaptığı hacklerin bir kısmı doğudan yaşanan bir olaya ilişkin misilleme amacıyla Türkiye’yi savunmak için ve hükümet ve devlet yetkililerine yönelik olumsuz olaylara veya eleştirilere cevap olarak hükümet ve devlet yetkililerini savunmak amacıyla yapılan eylemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’yi savunma amacında olduğu eylemlerden biri, İsrail milletvekili Michael Ben-Ari'nin web sitesinin ve çok sayıda İsrail alan adına sahip web sitesinin hacklenmesidir. 31 Mayıs 2011’de Türkiye’den Gazze’ye yarım taşıya üç gemiye İsrail’in baskın yapmasıyla başlayan İsrail Türkiye diplomatik krizinin yaşandığı süreçte, İsrail milletvekili Michael Ben-Ari'nin, Türkiye’nin düşman ülke ilan edilmesi gerektiğini belirtti (Haberler.com, 02 Eylül 2011). Bu açıklamanın ardından CW Akıncılar, hem açıklamada bulunan milletvekilinin kişisel web sitesini (Takvim, 5 Eylül 2011) hem de 020 adlı ücretsiz hosting firmasından hizmet alan çok sayıdaki web sitesini hackleyerek, bu sitelerin ana sayfasına, “İsrail yaptığı bu zulüm karşılığında tüm İslam aleminden ve Türkiye'den özür dilemek zorundadır.” ifadeleri içeren bir metin yerleştirdi (Sabah, 5 Eylül 2011). Ayrıca dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasının videosu da bu sitelerin ana sayfasına yerleştirildi. 183 Bu eylemde Dışişleri Bakanı’nın videosunun kullanılması; daha sonraki eylemlerinde de karşımıza çıkacağı gibi, grubun Türkiye’nin resmi söylemini yansıtan ve bu nedenle de kendini meşru alanda varsaymasıyla ilişkilendirilebilir. Ayrıca, Türkiye yerine bir cevap olarak ortaya koyduğu bir hacktivist eylem söz konusudur.
CW Akıncılar’ın Türkiye için misilleme şeklinde ortaya koyduğu başka bir eylem ise, Fransa'da sözde Ermeni soykırımı inkâr yasa teklifini kabul edilmesinin ardından gerçekleştirildikleri hacktir. Yasa tasarısını sunan Fransa Milletvekili Valerie Boyer’in ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’e yakın isimlerden olan Ermeni kökenli Fransa Milletvekili Patrick Deveciyan’ın kişisel web sitelerini hacklenerek, bu sitelere mesaj bırakılmıştır. Deveciyan’ın sitesine, “O kadar ikiyüzlü bir yönetiminiz var ki, bizim yüzümüze karşı başka; diğer ülkelere karşı başka konuşuyorsunuz” ifadelerini yazdılar (TimeTürk, 3 Ocak 2012). Bu eylemde sadece kendi açıklamalarını kullanmakla yetinirken, hackledikleri web sitelerine şiir ile mesaj bırakma yolunu da seçmektedirler. 21 Kasım 2013’te ise, Ermenistan askerlerinin Yukarı Karabağ Bölgesinde üzerinde Türkiye ve Azerbaycan bayraklarının bulunduğu tuğlaları kırarak gösteri düzenlemeleri üzerine (Hürriyet, 12 Kasım 2013) CW Akıncılar bu olaya cevap olarak Ermenistan Parlamentosu’nu web sitelerinin de aralarında olduğu çok sayıda Ermenistan sitesini hackleyerek; bu sitelere, Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şiirinden "Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar... O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar, Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor" ile Mithat Cemal Kuntay'ın On Beş Yılı Karşılarken şiirinden "Bayrakları Bayrak Yapan Üstündeki Kandır. Toprak Eğer Uğrunda Ölen Varsa Vatandır" mısralarını yerleştirdi (Sabah, 25 Kasım 2013). Mesaj vermek için kullanılan bu dizeler, eylemin Türkiye’yi savunma amacını doğudan yansıtan milli duyguların ön planda tutan şair ve şiirlerden seçilmişidir.

CW Akıncılar’ın Türkiye adına yaptığını iddia ettiği eylemlerin bir diğeri ise Hollanda’nın hedef alınmasıyla ortaya kondu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Hollanda’ya girişiyle ilgili olarak yaşanan diplomatik kriz nedeniyle; CW Akıncılar, Hollanda web sitelerine 12 Mart 2017’de saldırı başlattı. Hollanda’nın çok sayıda resmi kurum web sitesini hackleyerek, ana sayfalarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını ve “ey Avrupa, siz demokrasi insan hak ve özgürlüklerinden bahseder durursunuz ama büyük Türkiye korkunuz gerçek yüzünüz olan sömürgeci, ırkçı ve faşist haçlı zihniyetinizi ortaya çıkardı.” mesajını içeren bir görsel yerleştirildi (Milliyet, 12 Mart 2017). Ardından
tekrar 14 Mart’ta Hollanda Merkez Bankası, İskan, Planlama ve Çevre Bakanlığı, Uluslararası Ticaret ve İşbirliği Ajansı, İhracat Kredi Sigortası Kurumu gibi resmi kurumları hackleyerek aynı görseli sitelerin ana sayfalarına yerleştirdiler (Star, 14 Mart 2017). Bu eylemlerinde grup, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan desteklerini sadece onun fotoğrafıyla değil; aynı zamanda Cumhurbaşkanının konuyla ilgili beyanları ve sesleniş biçimine uygun bir açıklama yapılarak ortaya koymuştur.

Türkiye adına yaptığı bir başka eylemi ise daha önce uygulamadığı veya uyguladığını açıklamadığını iddia ettiği bir eylem biçimi olan yazışma ve belge deşifresi ile gerçekleştirdi. 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi sonrasında ortaya atılan 14 Ağustos’ta yeni bir darbe girişimi olacağına dair iddialara karşılık olarak, CW Akıncılar, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) web sitesi fgulen.com’u hackleyerek siteye “14 Ağustos 2016 bekleyin dediniz. İşte biz buradayız, ininize girdik! Uzun Adam'a selam olsun. 15 Temmuz Şehitleri anısına” ifadelerini içeren 15 Temmuz’un sembolleşen fotoğraflarından bir tankı ele ecirmiş sivillerin fotoğrafının yer aldığı bir görsel yerleştirdi.184 Web sitesine girildikten 30 saniye sonra, 2014 yerel seçimleri öncesinde kullanılan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstiklal Marşı’nı seslendirdiği Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) reklam videosuna yönlendirildi (Star, 14 Ağustos 2016). Grup, bu eyleminde meydan okuyan bir mesaj ile FETÖ’ye karşı olduğunu ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek olma amaçlarını ortaya koymaktaydı. Ayrıca grup, bu hack ile elde ettikleri çeşitli belgeleri ve 3800 e-posta yazışmasını ilgili devlet kurumlarına ilettiklerini açıkladı.185 CW Akıncılar, elde ettiği verileri resmi kurumlarla paylaşması, devlet adına teröre kaşı olarak yapılan bir eylem gerçekleştirerek devlete destek olma misyonunu ortaya koymaktadır. Ardından grup, 11 Şubat 2017’den itibaren ekran görüntüsü olarak, fgulen.com uzantılı adreslerden elde ettiği 3 bin 962 adet e-posta yazışması, 17 farklı veri tabanı, 495 Skype iletişim listesini içeren bazı belgeleri deşifre etti (İhlas Haber Ajansı, 15 Şubat 2017). Ancak,
CW Akıncılar bu deşifrenin resmi kurumların yürüttüğü operasyonlara zarar vermeyecek önemsiz bir kısmıyla sınırlı kalacağını açıkladı. Ayrıca açıklamasında, şimdiye kadar hiçbir belgeyi yayınlamayıp ilgili kurumlara ilettiklerine karşın, Ayyıldız Tim’in grup ile ilgili FETÖ bağlantısı iddialarına cevap olarak yayınladıklarını belirtti.186 Böylelikle, CW Akıncılar daha önce de devlet kurumlarına, hackleyerek elde ettikleri belge ve bilgileri ilettiklerini beyan etmiş oldu. Bu durum, siyasal söylemin hack ile birleşmesiyle ortaya konan hacktivist bir yaklaşımdan ziyade, grubun kendine misyon olarak kabul ettiği devlete destek olma şeklinde ortaya konan gönüllü bir faaliyet biçiminde algılanabilir. Diğer yandan devlet kurumlarının bu belgeleri kullanmalarıyla ilgili bir açıklama veya bilgi bulunmamaktadır.

CW Akıncılar’ın Türkiye adına gerçekleştirdiği bu eylemlere ek olarak, aynı amaçla devlet yetkilileri için misilleme olarak ortaya koyduğu hackler de söz konusudur. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan aleyhinde propaganda yaptığı iddiasıyla, İsrail haber portalı Jewish Press’i hacklemesiyle yaşandı. Jewsih Press’in 17 Ekim 2013’te Hakan Fidan aleyhinde İran ajanı olduğuyla ilgili bir yazının yayınlanmasına (Jewish Press, 17 Ekim 2013) Türkiye’de tepkiyle karşılandı (Sabah, 18 Ekim 2013). Bunun üzerine CW Akıncılar, çok sayıda İsrail web sitesini aynı anda hackleyerek, ana sayfalarına Hakan Fidan’ın fotoğrafını ve “Siz bir terör devletisiniz. Şimdiye kadar işlediğiniz cinayetler de kendi gölgenizden dahi korktuğunuz içindir, bunun farkındayız. Yıllardır uyguladığınız şiddet ve baskı ile kurduğunuz düzeninizi saklamaya devam edin. Bizler oradan da sizi söküp çıkaracağız” açıklaması içeren görsel yerleştirdi. Mesajın tehdit edici yapısı dikkat çekmekle beraber, görselde ayrıca besmele ve İslam dini kutsal kitabı Kuran’dan İmran suresinin bir ayeti de yer almaktaydı. CW Akıncılar’ın bu eylemi inanç gerekçesiyle değil, Türkiye için yaptığı bir eylem olmasına karşın, Kuran ayetini mesaj olarak hacklediği sitelere yerleştirmesi İslam dinine olan bağlılığının yanı sıra eylemini dini açıdan da meşru görmesiyle ilgilidir. Ayrıca, grubun bu
tarzdaki içerikleri kullanmak için de fetva kurulu adını verdiği kişilerden yararlanmakta olduğunu düşünmek mümkündür.

CW Akıncılar benzer bir eylemi, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz'un web sitesini hackleyerek gerçekleştirmiş. Grup, hacklediği bakanın sayfasına İngilizce, Almanca ve Türkçe olarak “Sen de kimsin ufaklık? Bizim başbakanımızın nasıl konuşacağına sen karar veremezsin. Başbakan Erdoğan, o üstünde bulunduğunuz topraklara, Viyanalara kadar ulaşan ecdadın torunudur! Biz Akıncı'larız, Biz Osmanlı'yız, Biz Türkiye'yiz" mesajı içeren ve Erdoğan’ın ve Kanuni Sultan Süleyman’ın fotoğraflarını içeren görsel yerleştirdi (Anadolu Ajansı, 16 Haziran 2014). Bu defa, yerleştirilen görselde Osmanlı vurgusu ön plana çıkartılırken dini bir içerik söz konusu değildir. Ancak, grup tarafından, grubun amaçlarında ortaya koyduğu gibi, başbakanı savunmak Türkiye sınırları içerisinde meşru olarak değerlendirilen bir eylemdir.

4.2.1.3.2. Müslüman Halklar İle İlgili Eylemleri

CW Akıncılar grubunun, Türkiye dışındaki Müslüman halkların uğradığı ayrımcılık, şiddet ve içinde bulundukları çatışmalara ilişkin olarak ortaya koyduğu eylemlerde hedefleri Suriye, İsrail, Mısır ve Çin gibi Müslüman halkların sorun yaşadığı veya mezhep sorunlarının yaşandığı ülkeleri kapsamaktadır. Bu eylemlerindeki meşruluk zeminini ve amaçlarını ortaya koyma biçimleri, Türkiye’nin resmi dış politika söylemi ve İslam dini referans alınarak ortaya konmaktadır.

Suriye’de devlet başkanı Beşer Esad karşı ayaklanmaların ve çatışmaların yaşanmaya başladığı dönemde CW Akıncılar, Esad’ın ülke içindeki politikalarını meşru gösterdiği gerekçesiyle 11 Şubat 2013’te Addounia televizyonun web sitesi hackledi. Kanalı Esad yanlısı olduğu iddiasıyla web sitesine, dün gece yarısı siber saldırıda bulundu. Siteye; “Zulüm eden zulüm bulur.. Zulüm yanlısı Beşar Esad görmedin mi? Saddamları, Firavunları, Kaddafileri, sonları ne oldu... Hala anlamadın mı zulüm edenlerin sonunu ? Zulm ile âbâd olanın, âhiri berbâd olur.” (Milliyet, 12 Şubat 2013) ifadesi ile “Allah (c.c.) buyuruyor ki; Allah Zalimleri sevmez!” ayeti yerleştirildi. CW Akıncılar, , Suriye’de yaşananları ve bunları taraflı
yansıttığını düşündüğü televizyon kanalını protesto ederken bu protestonu dini bir açıklamayla ortaya koymaktaydı. Hacker etiğinin dini farklıları reddetmesine karşın CW akıncılar, dini açıklama ve ayet kullanmayı mesajlarını iletme biçimi olarak seçmesi, grubun dini söylemle hacklediğinin en açık yansımalarından biri olarak diğer eylemlerinde de karşımıza çıkmaktadır. Mısır’a yönelik eylemlerinde de benzer mesaj biçimi ve içeriği söz konusu olmuştur.

Mısır’da 3 Temmuz 2013’te Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yönetiminin askeri darbe ile devrilmesi üzerine yaşanan süreçte, CW Akıncılar bu darbeyi protesto etmek için Mısır’ın resmi kurumlarını hackledi. 17 Temmuz’da hacklediği Mısır Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Spor Bakanlığı, Nüfus Bakanlığı, Mısır Ulusal Konseyi ve Spor Bakanlığı, Mısır Cumhuriyeti Organizasyonu ve Yönetim Merkez Ajansına ait bu sitelere Türkçe ve Arapça olarak, Kuran’da yer alan Ahzab suresinden ayet (Sabah, 17 Temmuz 2013) ve “Akıncılar olarak sonuna kadar Mısır’daki Müslüman kardeşlerimizin yanındayız. Akıncılar olarak hedef gözetmeksizin her sisteminiz hedefimizdedir. Akıncılar olarak bu zulüm bitinceye kadar sizinle savaşmaya devam edeceğiz. Biz Osmanlıyız, biz Türkiye’yiz, biz Akıncılar’ız.” ifadelerini ve Mursi’nin fotoğrafını içeren bir görsel yerleştirdiler. 187

Ardından, Mısır’daki olayların şiddetlenmesi, siyasi engellemelerin ve tutuklamaların artması üzerine, darbenin 100. günü olan 10 Ekim 2013’te CW Akıncılar, bu kez, Mısır Ana Yasa Mahkemesi Başkanlığı, Mısır Sağlık Bakanlığı, Mısır İdari Gelişim Devlet Bakanlığı, Mısır Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Mısır İş ve İşçi Alma Kurumu, Mısır El Ezher Üniversitesi, Mısır Shams Üniversitesi, Spor Hekimliği İhtisas Merkezi, ESCO Mühendislik Hizmetleri firması, Z-Overseas Madencilik ve Güvenlik Hizmetleri firması gibi, resmi kurumların da aralarında olduğu mısır alan adı uzantılı web sitelerini hackledi. Hacklediği devlet kurumlarına ait sitelerin ana sayfalarına ise, İmran suresinden bir ayet ile Müslüman Kardeşlerin kurucusu Hasan el- Benna’nın sözlerine yer verildiği ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “'Mısır'daki darbe yönetimine şunu hatırlatmak istiyorum:
Tarihte hiçbir zalim zulüm ile abad olmamıştır. Mısır'ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki onlar bunu çok iyi bilirler. Er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar” sözlerinin (Haber 7, 14 Ekim 2013) ve “tüm inancımız ve gücümüz ile zalimlere ve İslam düşmanlarına karşı sanal ortamda savaşımız sürecektir. Biz Türkiye’yiz. Biz Akıncılarız” açıklamasının olduğu bir görsel yerleştirildi.188

24 Mart 2014’te Mısır’da 529 kişi hakkında idam cezası kararı verilmesi dünya kamuoyunda tepkilere neden olmuş; Türkiye’de de sokak protestoları düzenlenmişti. CW Akıncılar ise önceki eylemlerinde olduğu gibi, Mısır’ın resmi kurumlarına ait web sitelerini hacklediler. Adalet Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı olmak üzere çok sayıda devlet sitesine Türkçe Arapça ve İngilizce dillerinde, İslam dini peygamberinin hadisine yer verdikleri ve “Dünya Mısır’daki idama sessiz!!!Bizi ölümden korkar mı zannettiniz? Biz ölüme gülerek gideriz!!! Dağları oyup zindan etseler, Allah nurunu söndüremezler. Zalimler için yaşasın cehennem!” açıklaması içeren bir görsel yerleştirdiler.

CW Akıncılar’ın Mısır’a yönelik olarak geçekleştirdikleri bu eylemlerde dini açıklamalar ve Kuran’dan alıntılar ön plana çıkmaktadır. Ayrıca Türkiye hükümetinin açıklamaları ile paralellik taşıdığı gibi, aynı zamanda bunları da yansıtma çabası görülmektedir. Öte yandan üç eylemde de sitelere yerleştirilen görsellerin en üstünde İslam dininde önemli bir yer tutan besmelenin yer alması da bu hackleri Allah adına ve İslam dini için yaptıkları ortaya çıkartmaktadır. CW Akıncılar, kendisini İslam dini için savunucu olarak konumlandırmakta ve bu amaçla sanal ortamda savaşçı olarak yansıtmaktadır. Dolayısıyla, CW Akıncılar’ın Mısır’ı hedef alan eylemlerinde hack, İslam dini için yapılan bir savaşın aracı olarak kullanılmaktadır. Diğer yandan ayetler, peygambere ait sözler, dini açıdan önemli görülen kişilerin sözleri ve dönemin başbakanın dini açıklamaları verilmek istenilen mesaj olarak kullanılması; kendilerin
Mısır ve Suriye’nin Müslüman popülasyona sahip olması, CW Akıncılar’ın bu ülkelere yönelik eylemlerinde, mesajlarını Arapça olarak dini referanslarla oluşturmasının bir nedeni olarak düşünmek mümkündür. Ancak grubun, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarını protesto etmek amacıyla hacklediği, İsrail’e ait web sitelerine de dini referansları içeren mesajları yerleştirmesi söz konusudur.

İsrail’in 8 Temmuzda Gazze şeridine hava ve kara operasyonlarıyla başlayan, 2014 Gazze-İsrail çatışmaları sırasında, 20 Temmuz’da çok sayıda Filistinli’nin hayatını kaybettiği büyük bir saldırının ardından (Hürriyet, 21 Temmuz 2014) CW Akıncılar 22 Temmuz’da İsrail’in bin beş yüz web sitesini hackledi. Hacklenen web siteleri arasında, İsrail'in en büyük gazetelerinden Haaretz, teknoloji sitelerinden msn ile iş ortağı olan elem.il.msn.com, İsrail Başhahamlığı’nın ve Avrupa Hahamlar Birliği’nin resmi web siteleri bulunmaktaydı (Milliyet, 22 Temmuz 2014). Hacklenen sitelerin ana sayfalarına, Türkçe ve İngilizce olarak dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu topraklarda dökülen her gözyaşı bizim gözyaşımızdır. Biz hiçbir zaman vicdanı kurumuş bir millet olmadık. Filistinli başını öne eğmedi, eğmeyecek.” sözleri ve “Kudüs davası Müslümanların onur mücadelesidir […] Akıncılar olarak bütün dünyaya sesleniyoruz: Ya hakkın yanında olacaksınız ya batılın yanında olacaksınız. Biz Hakkında yanında olmak için Filistin davasını seçtik. Biz Osmanlı’yız, biz Türkiye’yiz, biz Akıncılar’ız” açıklamasının olduğu görsel yerleştirildi.189 Dolayısıyla, bu eylemlerinde de İslam dininin amacı vurgulanırken, hükümetin açıklamaları da kullanılmaktaydı. Ancak Mısır’daki darbe yönetimini protesto ederken kullanıldığı gibi, doğrudan İslam dinine ait kaynaklar referans alınarak bir açıklama yapılmamakta; dini içerikli vurgunun yoğunluğu daha dolaylı bir şekilde mesaj içeriğinde bulunmaktadır. Ayrıca Yahudiler için sembolik önemi olan web sitelerinin hedef alınmış olması, misilleme yapma amacını yansıtmaktadır.

CW Akıncılar’ın, doğrudan Türkiye ile ilgili olmayan uluslararası olaylarla ilgili düzenlediği eylemler arasında, Çin’i hedef aldığı hackler de bulunmaktadır. Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygurlara uyguladığı oruç tutma yasağına
tepki olarak, 1 Temmuz 2015’te Çin’e ait resmi kurumların web sitelerini hackledi. Aralarında, Çin Komünist Partisi, Halk Mahkemesi, Hong Kong Üniversitesi’nin de bulunduğu hacklenen sitelerin ana sayfalarına, Kuran’dan Nahl suresi ayeti ve “Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir. Zalimin zulmü varsa, mazlumun da Allah'ı var. Elbette bu yaptığınız zulüm hesapsız kalmayacaktır. Biz Akıncılar olarak, mazlumun zalime karşı haykırmasıyız. Biz şanlı Akıncılarız” açıklamasını içeren, tarihteki eski 16 Türk devletinin bayrağının yer aldığı görsel yerleştirildi (Türkiye, 01 Temmuz 2015).

CW Akıncılar’ın, Mısır eylemlerinde olduğu gibi, Çin’e yönelik bu eyleminde de Kuran’ı referans alarak mesaj içeriği üretmekte ve eylemini savunucusu olduğunu iddia ettiği İslam dini açısından meşruluğunu vurgulama amacı taşıdığı sonucuna varılabilir. İsrail’e yönelik olarak yaptığı eylemlerinde ise intikam duygusunun ve misilleme isteğinin ön planda tutulması söz konusuydu. Öte yandan, CW Akıncılar’ın Müslüman halkların yaşadığı çatışma ve baskıya karşı ortaya koyduğu bu eylemler, Türkiye’nin doğudan içinde bulunduğu uluslararası konular olmamakla beraber; hacklenen web sitelerine Başbakanın sözlerine yer verilmesi, Kuran’ın referans alınması, CW Akıncılar’ın kendilerini legal alan içerisinde konumlandırma çabasının bir tezahürü olarak değerlendirmek mümkündür. Diğer yandan, hacklenen sitelerin içerisinde üniversite, basın organları gibi kurumların olması, hack etiği açısından tartışmalı bir durum ortaya çıkartmaktadır. Hacker etik kodları içerisinde, enformasyon akışının her hâlükârda hak olarak değerlendirilmesine karşın, CW Akıncılar’ın bu değeri benimsemediği ortaya konabilir.

4.2.1.3.3. Dini ve Ahlaki Değerler İle İlgili Eylemleri

CW Akıncılar’ın bu eylemleri ahlaki değerler ve İslam dini kitabı ve peygamberine ilişkin olarak ortaya konan eylemlerdir. Grubun doğrudan ahlaki değerlere bağlı olarak ortaya koyduğu eylemlerden biri, 4 Nisan 2007’de, evli olan ve eşinden farklı partner arayan kişilerin kullandığı, evliyimamauygunum.com web sitesini, toplumun ahlaki değerleri için hacklemesidir. Siteye “Bu Siteye Erişim CW
Kararı ile Engellenmiştir! Bu ülkede, bizim internetimizde, bizim ahlak değerlerimize, aykırı yayın yapanlar şunu asla unutmasınlar ki; Türk Internet aleminde CW Akıncıları vardır” açıklaması yerleştirildi (Hürriyet, 04 Nisan 2007). Bu eylem, grubun, doğrudan toplumsal ahlakı koruma ve savunma amaçlı eylemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktır. CW Akıncılar’ın toplumsal ahlakı doğrudan savundukları bu tip eylemleri, inanç ve milli değerler adına yapılan eylemler kadar yoğun değildir. Diğer yandan, doğrudan din ile ilişkili eylemlerinde dini referanslara yer verilen ve uyarı mahiyetinde açıklamalar yapılmaktadır.

1 Kasım 2011’de Fransa’nın haftalık politik hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun Libya’daki İslamcı parti seçimleri kazanmasıyla ilgili olarak, o haftaki sayısına ait “Şeriat Hebdo” (Charia Hebdo) başlığıyla, Peygamber Muhammed’i yazı işleri müdürü olarak kapaklarında tasvir etikleri kapağına tepki olarak, 2 Kasım’ın ilk saatlerinde dergi binasına molotof kokteyli atılarak saldırı gerçekleştirildi (Libération, 02 Kasım 2011). Aynı gece, CW Akıncılar, Charlie Hebdo’nun web sitesini hackleyerek, siteye İngilizce “Kin dolu karikatürlerinizle ve ifade özgürlüğü adı altında İslam’ın yüce peygamberine saldırıyorsunuz. Allah’ın laneti üzerinize olsun. Sanal ortamda sizin lanetiniz olacağız” mesajı yerleştirdi. 190 Benzer bir eylemi, Belçika Milletvekili Flaman asıllı Filip Dewinter'in 22 Ocak 2015’te Kuran’ın kötülüklerin kaynağı olarak gördüğünü açıklamasından sonra, CW Akıncılar da milletvekilinin web sitesini Kuran’a hakaret ettiği gerekçesiyle hackleyerek; siteye Kuran’ın Hicr suresinden bir ayet ve “Kur’an’a abdestli olmanın dışında sakın el sürmeyiniz” açıklaması yerleştirdi (Anadolu Ajansı, 10 Şubat 2015).

CW Akıncılar grubu, doğrudan İslam dini kitabı ve peygamberiyle ilgili olmayan, ancak diğer Müslüman halkları savunmak adına yaptığı eylemlerinde, dini referanslara sıklıkla başvurması açısından, dini değerleri savunmak adına yaptığı eylemler olarak ele almak mümkündür. Diğer yandan, İslam dinini savunmak grubun temel amaçlarından bir olduğu için, her zaman kendi meşru alanını çizerken kullandığı temel referans noktası, İslam dini olarak karşımıza çıkmaktadır
CW Akıncılar’ın açıklama ve eylemlerinden hareketle; grubun hacktivizm yaklaşımında öncelikli noktanın dini ve milli değerler olduğu ortaya çıkmaktadır. Grup, hem Türkiye hükümeti ve devletini savunmaya hem de diğer Müslüman halkları savunmaya yönelik olarak kendine siyasal bir dayanak sağlamakta ve bu doğrultuda siyasal söylemi ve hacki birleştirmektedir. Bu durum da, şimdiye kadar ele aldığımız hacktivizmin, elektronik sivil itaatsizlikten toplumsal hareketlerle etkileşimiyle edindiği sistem karşıtı muhalif yapısıyla çelişmektedir. CW Akıncılar, kendilerini hacktivist olarak konumlandırsalar da doğrudan herhangi bir toplumsal hareket ile değil, varolan sistemi korumaya yönelik sivil itaatsizliğin tersine eylemler sergilemektedir. Çünkü CW Akıncılar, kendilerini legal alan içerisinde meşru bir zeminde konumlandırarak, var olan egemen siyasal söylem ile hack eylemlerini ortaya koymaktadır. Bu sonuç ise bizi, başat siyasal söyleme sahip olarak hack eyleminde bulunmanın, hacktivizm olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna götürmektedir. Bu soruya farklı bir açıdan yaklaşabilmek için çalışmanın devamında, sistem karşıtı siyasal söyleme sahip olan hacktivist grup RedHack’i ele alacağız.


150 Bu bilginin aksine, grubun yöneticisi olarak, CWDoktoray’ın 2004 yılında verdiği bir röportajda ise grubun 26 Kasım 2002’de kurulduğu belirtilmektedir. Ancak biz web sitesindeki bilgiyi güncelliği nedeniyle kullanmayı tercih ettik. Bkz.: Haber 7 (27 Eylül 2004), “Akıncılar Grubu yine görevde”, http://www.haber7.com/teknoloji/haber/15139-akincilar-grubu-yine-gorevde, (21.05.2017).

151 Cyber Warrior Akıncılar, “Sitemizin Çizgisi”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=238, (20.05.2017).

152 Cyber Warrior Akıncılar, “Bilişim Suçları Kanunu”, https://www.cyber-warrior.org/BilisimSuclari.asp, (20.05.2017).

153 Cyber Warrior Akıncılar, “Yasal Uyarı”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=240, (20.05.2017).

154 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 243 “Bilişim Sistemine Girme”, ( Yürürlük Tarihi: 07.04.2016), TBMM Mevzuat Bilgi Sistemi, Http:Mevzuat.Tbmm.Gov.Tr/Mevzuat/Faces/Maddedetaylari?_Afrloop=2172202443529415&Psira=18779&_Afrwindowmode=0&_Adf.Ctrl-State=122una7hi0_104, (24.05.2017).

155 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 244 “Bilişim Sistemine Girme”, (Yürürlük Tarihi: 01.06.2005), TBMM Mevzuat Bilgi Sistemi http://mevzuat.tbmm.gov.tr/mevzuat/faces/maddedetaylari?_afrLoop=2172391987735715&psira=18780&_afrWindowMode=0&_adf.ctrl-state=122una7hi0_119, (24.05.2017).
156 Cyber Warrior Akıncılar, “Sitemizin Çizgisi”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=238, (20.05.2017).

157 Cyber Warrior Akıncılar, “Misyonumuz”, https://www.cyber-warrior.org/Misyon.Asp (20.05.2017).
158 Cyber Warrior Akıncılar, “Cyber-Warrior Toprakları / Sınır Kapısı”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/Login_User.Asp, (10.06.2017).

159 Bilişim Güvenliği ve Bilişim Suçlarına Karşı Mücadele Derneği, “;idari Yapı”, https://bg.org.tr/Portal.asp?X=IY, (22.05.2017).

160 "CWDoktoray Deşifre Edilmiştir" 'e Cevap, http://cwdoktoray.blogcu.com/cwdoktoray-desifre-edilmistir-e-cevap/9436596, (22.05.2017).
161 Cyber Warrior Akıncılar, “Cyber-Warrior TIM Olarak Neler Yaptık? / Kurumsal Güvenlik İçin”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=257, (22.05.2017).

162 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Fetva Kurulu”, https://www.cyber-warrior.org/forum/gorevorg_fetvakurulu.asp, (24.05.2017).

163 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu - Strateji”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Strateji.asp, (24.05.2017).

164 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Akıncılar”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Akincilar.asp, (24.05.2017).
165 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Lojistik”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Lojistik.asp, (24.05.2017).

166 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Haberci”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Haberci.asp, (24.05.2017).

167 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – CW Ajanı”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_CWistihbarat.asp, (24.05.2017).

168 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu –

Ar-Ge (CW Developer)”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Ar-Ge.asp, (24.05.2017).

169 Cyber Warrior Akıncılar, “Forum”, https://cyber-warrior.org/FORum/fetva-kurulu-hakkinda_508752,0.cwx, (24.05.2017).

170 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Fetva Kurulu”, https://www.cyber-warrior.org/forum/gorevorg_fetvakurulu.asp, (24.05.2017).

171 Atar, F. (1995), “Fetva”, İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı, Cilt: 12, 486-496. http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c12/c120297.pdf , (24.05.2017). Ayrıca bkz.: Wikipedia, “Fatwa”, https://en.wikipedia.org/wiki/Fatwa, (24.05.2017).
172 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Strateji”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Strateji.asp, (24.05.2017).

173 Cyber Warrior Akıncılar, “TIM Görev Organizasyonu – Akıncılar”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/GorevOrg_Akincilar.asp, (24.05.2017).

174 Cyber Warrior Akıncılar, https://www.cyber-warrior.org/, (24.05.2017).
175 Cyber Warrior Akıncılar, “Vizyon”, https://www.cyber-warrior.org/Academy/, (24.05.2017).

176 Cyber Warrior Akıncılar, “Forum”, https://cyber-warrior.org/%5C/%5C/Forum/yeni-rutbe-duzeni_75182,0.cwx, (24.05.2017).

177 Cyber Warrior Akıncılar, “Forum - Sistem işleyişi Forum Kültürü ve Kurallar”, https://www.cyber-warrior.org/Forum/Kurallar.asp, (24.05.2017).
178 Ek-1 Cyber Warrior Akıncılar, “iP/Cyber-WARRiOR Hack Team”, https://www.cyber-warrior.org/Hacked/index.htm, (24.05.2017).

179 Hacklenen 1500 web sitesinin listesi için bkz.: Cyber Warrior Akıncılar, “Protesto Saldırı Bilançosu”, https://www.cyber-warrior.org/Hacked/ProtestoSaldirisi.htm, (21.05.2017).

180 Cyber Warrior Akıncılar (10 Nisan 2007), “Basın faaliyetleri durdurulmuştur”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=221, (21.05.2017).
181 Ayrıca hackin videosu için bkz.: https://www.youtube.com/watch?v=lqwbzgFD95M

182 Cyber Warrior Akıncılar, “Cyber-Warrior TIM Olarak Neler Yaptık?”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=257, (21.05.2017).
183 Hacklenen sayfalardan örnek bir sayfanın zone kaydı için bkz.: http://zone-h.org/mirror/id/14848641
184 Hacklenen web sitene yerleştirilen görsel için bkz.: Ek-1 Fotoğraf 28.

185 Cyber Warrior Akıncılar (23 Ekim 2016), “Cyber-Warrior TIM Olarak Neler Yaptık?”, https://www.cyber-warrior.org/Root.asp?Action=News&HID=257, (24.05.2017).
186 Twitter Cyber Warrior Akıncılar, https://twitter.com/CyberWarriorTIM/status/830429638832832513, (24.05.2017).
187 Hacklenen web sitene yerleştirilen görsel için bkz.: Ek-1 Fotoğraf 29.
188 Hacklenen web sitene yerleştirilen görsel için bkz.: Ek-1 Fotoğraf 30.
189 Hacklenen web sitene yerleştirilen görsel için bkz.: Ek-1 Fotoğraf 31.
190 Zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/15739759?zh=1.


4.2.2. RedHack

RedHack, Mayıs 1997 yılından beri var olan, en eski hacktivist gruplardan biridir. Kendilerini Marksist-leninist bir örgütlenme olarak tanımlayan RedHack, klavye ve mousetan oluşan orak çekiç sembolünü kullanarak iddia ettikleri amaç ve görüşlerini sembolik olarak ifade etmektedir.191 Marksizm’i eylem kılavuzu olarak görüp, devrimci mücadeleyi dijital alana taşıma felsefesine sahip olan hacktivist bir gruptur.192 RedHack, kuruluş ve iş yapış biçimiyle ilgili olarak 2006 yılında “RedHack (Kızıl Hackerlar Birliği- Red Hackers Association /RHA) KızılHack Tüzüğü”193 başlığı taşıyan bir tüzük hazırlamıştır. Bu tüzük nedeniyle, ileride terör örgütü olarak yargılanmaları söz konusu olacak ve bu tüzük hazırlanan iddianamede
suç delili olarak ele alınacaktır. Ancak çalışma kapsamında, eylemleri basına yansımadan ve tanınırlıkları artmadan önce kendilerini bu tüzükte ifade ettikleri için grubun amaç ve örgütleniş biçimleriyle ilgili kaynak teşkil etmektedir. RedHack ile ilgili olarak genel bir çerçeve çizmek, amacını ve örgütleniş yapısını anlamak amacıyla; bu tüzükten ve bir süre açık kalan, ancak erişimi engellenmiş olan kızılhack.org web sitesinin arşivlenmiş linklerinden yararlanmak, kendilerinin oluşturdukları bilgilerden hareket etmek, onların kendilerini ifade ediş biçimi açısından doğrudan açıklayıcı nitelik taşıdığı için yerinde olacaktır. Diğer yandan, gazetelere verdikleri röportajlarındaki çeşitli açıklamaları da amaçları ve örgütlenişlerini anlamaya yardımcı olacak kaynaklar olarak çalışma kapsamında kullanılacaktır.

4.2.2.1. RedHack’in Ortaya Çıkışı ve Amacı

RedHack’in tam olarak kurulduğu tarihin kesin bir kanıtı olmamakla beraber grup, “1997 yılının 18 Mayıs'ında, Türkiye’de çeşitli milliyetlere mensup bilişim emekçileri tarafından” kurulduğunu ifade etmektedir (Kübra, 2012). Bu başlangıç zamanının, bir araya gelmelerinin ya da ilk hacklerinin bir tarihi olup olmadığı tam olarak bilinmese de, 18 Mayıs tarihi, Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist örgütlenmenin öncülerinden olan İbrahim Kaypakkaya’nın 1973’te hapishanede işkence sonrası ölüm yıldönümüdür (Çobanlı, 2008, s.142 ve s.226). Bu tarih, RedHack’in kendisini Türkiye’deki Marksist-leninist mücadelenin parçası olarak görmesi açısından değerlendirildiğinde, kendisine seçtiği sembolik bir başlangıç zamanı olarak belirmektedir. Çünkü grup, Marksist-leninist ideolojiyi dijital alana taşıma amacında olduğunu belirtmektedir.

RedHack, bir tüzük hazırlamasının nedenini “RHA Tüzüğü, RHAnın sınıf mücadelesindeki konumunu güçlendirip, sınıf yararına örgütlü iş yapmanın zorunluluğu” olarak açıklamaktadır. Bu tüzükte kendisini, “çeşitli milliyetlerden Türkiye ve Dünya proletaryasının ve ezilen halkların teknolojik alandaki saldırı, savunma, araştırma-inceleme ve geliştirme gücü” olarak tanımlamaktadır. RedHack, Marksizm’i bir eylem kılavuzu olarak benimseyip, dijital alanda, temelde Türkiye ama genelde dünya proletaryası ve ezilen halklarla dayanışma gösterme amacında
olduğunu belirtmektedir. Benimsediği felsefeyi ise; teknolojinin, “ezenle ezilenler arasındaki savaşın, gelişen teknolojik kulvarlarda ezilenler lehine kullanması [kullanılması], geliştirilmesi” olarak ifade etmektedir (RedHack Tüzük, 2006). RedHack, kendini konumlandırdığı Marksist-leninist temelde sınıf bilinciyle hareket etmeyi, kendisi için bir zorunluluk olarak açıklamaktadır. Bu durum, genel olarak yeni toplumsal hareketler yaklaşımlarında ve özellikle dijitalleşen toplumsal hareketler bağlamında, Castells’in ağ toplumu ve ağ oluşturan toplumsal hareketler yaklaşımında (Castells, 2006, 2008, 2012) ve Hardt ve Negri’nin imparatorluk ve çokluk yaklaşımında (Hardt ve Negri, 2011, 2012) ortaya konan sınıf olgusunun tarihsel olarak aşılmış olduğu görüşüne zıtlık teşkil etmektedir. Öte yandan, Amin’in belirttiği proleterleşmenin genelleşmesi paralelinde (Amin, 2006) ortaya çıkan sömürülen emek karşısındaki sosyalist mücadelenin yeni bir aracı olarak, hackin kullanılmakta olduğu da ortaya çıkmaktadır.

RedHack, diyalektik materyalizm ile özgür yazılım fikrini birleştirdiğini belirterek, eylemlerini “halk için hack” felsefesinde temellendirmektedir. Bu nedenle, RedHack, “teknolojinin emperyalizmin kontrolünde olmasına ve egemenlerin çıkarlarına kullanılmasına” karşı çıkmakta, teknolojiyi “özünde devrimci” görmektedir. Bu bağlamda da teknolojiyi, devrimci mücadele için kullanılabilecek bir araç olarak gördüğünü belirtmektedir (RedHack Tüzük, 2006).

Dolayısıyla RedHack, teknolojinin devrimci bir yanı olduğuna ve bunun, hem devrime ulaştıracak yolda kullanılabilecek bir araç olduğunu hem de ticarileşmesine yönelik verilecek mücadele ile insanlığın yararına kullanılabileceğini ifade etmektedir. Teknolojinin ticarileşmesine karşı olması ve insanlığın yararına kullanılmasına olan inancı, hacker etiğinin bu yönlerini paylaştığını göstermektedir. Ancak RedHack, şimdiye kadar var olmuş hacktivist gruplar içerisinde kendi siyasi ideolojisini oluşturmuş ve buna devrimci bir rol yüklemiş, hacki açık siyasal bir araç olarak kullanan ve örgütlülüğünü sosyalist bir yapılanmaya sürdüren tek hacktivist grup olarak bilinmektedir. Dolayısıyla, hacktivist grupların var olan toplumsal hareketlere destek olma amacının ötesinde, RedHack’in siyasal bir örgütlenmesi de söz konusudur.
Ama RedHack, Türkiye’deki diğer siyasal örgütlerle doğrudan veya dolaylı bir bağı olmadığını belirterek her türlü desteği vermeyi, devrimci mücadelelerin parçası olarak değerlendirmektedir. Tüzükte bu durumu, “hiç bir örgüte direk veya dolaylı bağıntılı değildir. R.H.A, ülkemiz coğrafyası esas olmak üzere dünya genelinde sınıf yararına teori ve pratik gösteren, sınıf düşmanlarıyla amansız savaşan tüm devrimci örgüt ve üyelerinin sanal alandaki gücüdür.” şeklinde belirtilmektedir (RedHack Tüzük, 2006). Ancak 1 Mayıs 2008’de, Tempo dergisine verdiği röportajda illegal örgütlerden gelen talepleri yerine getirip getirmedikleri konusunda sorulan soruya; “Bu gibi yapılanmalardan direkt talep gelmez. Sonuçta bunlar da illegal örgütlerdir. Ve biz, sadece onların yarattığı mücadelenin bir parçasıyız. Fakat endirekt bazı şeyler gelmiştir, hatta direkt geldiği zamanlar da olmuştur. Biz de bu istekleri değerlendirip gerekli şekilde, istenilen görevi başarıyla yerine getirmişizdir” cevabı verilmiştir (Erdoğan, 2008). 25 Haziran 2012’de İnternetHaber.com portalına verilen röportajda ise hiçbir örgütle bağlarının olmadığını belirterek; “[…] her ulusun kendi kaderini tayin edebilme hakkına sahip olduğunu ve her ulusun diğer uluslar tarafından ezilmemesi için onların yanında yer almak bizleri A veya B örgütünden yapmaz, eğer bir örgütten olsaydık çekinmez söylerdik.” şeklinde bir açıklaması yapmışlardır (Kübra, 2012).

Sonuç olarak, RedHack’in bu konudaki açıklamaları çelişkili görünmektedir. Redhack, illegal örgütlerle doğrudan bağının olduğunu kabul etmemekle beraber, savunduğu sosyalist ideoloji çerçevesinde kabul edilebilir talepleri yerine getireceği veya talep olmasa bile gerekli gördüğü desteği sağlayabileceğini belirtmektedir. Çünkü RedHack, reel sosyalist mücadeleyi esas amaç olarak görmekteyken; dijital ortamdaki mücadelenin tali olduğunu ilkesel olarak kabul etmektedir. Geleneksel mücadele araçlarını kullanan örgütlere destek vermeyi de bu nedenle misyonlarının bir parçası olarak görmektedir. Bu doğrultuda, sosyalist devrimci mücadelenin dijital ortamdaki varlığında kendine temel misyon yüklenerek; devrimci mücadelede hacki araç olarak görmekte ve kendi açısından dijital alandaki mücadeleyi esas amaç olarak benimsemektedir. 194 Ayrıca RedHack
kendi örgütlenme biçimini, Türkiye’deki diğer sosyalist örgütlenmelerin kendi içindeki bölünmelere bir eleştiri olarak yorumlamaktadır. “Örgütümüzde her devrimci görüşten arkadaşlar mevcuttur. Örgütümüz, dar grupçuluğu aşamamış devrimci yapılara aynı zamanda bir eleştiri oluşumudur. Çünkü biz, tüm devrimci yapılara aynı mesafedeyiz.” (Atılım, 21 Ağustos 2016).

4.2.2.2. RedHack’in Örgüt Yapısı ve Üyeleri

RedHack, Anonymous ve diğer hacktivist gruplardan farklı olarak hiyerarşik bir yapıda örgütlenmiştir. Gabriella Coleman, Anonymous’un hack eylemlerine fiilen katıldığı gerekçesiyle şu an tutuklu bulunan Jeremy Hammond ile hapishanede yaptığı görüşmede Hammond’ın, Anonymous’un dağınık örgütlenmesiyle ilgili olarak şunu söylediğini aktarmaktadır: “Keşke RedHack gibi daha disiplinli olsaydık”.(Coleman, 2014, s.156). Anonymous’un çekirdek bir ekibe sahip olmakla beraber, hiyerarşik bir yapılanmaya sahip olmadığını yukarıda açıklamıştık.195 RedHack ise lidere sahip olan geleneksel bir hiyerarşik örgütlenme sergilemektedir. Bu örgütlenme biçimini anlayabilmek için üyelerine ve örgüt şemasına değinmemiz gerekmektedir.

RedHack’in kizilhack.org web sitesinde iki; 1 Mayıs 2008’de Tempo dergisine verilen röportajda ise üç kodcu tarafından kurulduğu belertilmektedir (Erdoğan, 2008). Ayrıca 2008 yılında web sitelerinde, MaNYaK, ChaoS, pRenCipiCe, r3dinside, Xebat rumuzlu beş kişi üye olarak açıklanmıştır. 196 Grubun liderinin ise, 2012 yılında başlayan RedHack davası iddianamesinde yer alan şekliyle Manyak olduğu bilinmektedir (Hürriyet, 27 Kasım 2012). Diğer yandan, 2012’den itibaren çekirdek kadrodaki kişiler, Şirinler çizgi filmindeki kahramanların isimlerini rumuz olarak kullanmaya; grubun lideri Manyak, Şirin Baba olarak anılmaya başlamıştır. Bağımsız Sinema Merkezi’nin RedHack’i konu aldığı, 15 Şubat 2013’te gösterimi yapılan RED belgeselinde grup üyeleri; Şirin Baba, Doğrucu Şirin
Çalışkan Şirin, İsyankar Şirin ve Şirine rumuzlarıyla canlandırılmıştır.197 Böylelikle, RedHack’in somut bireyler olarak şirinler karakterleriyle görünür kılınmaları ve sosyal medya hesaplarında şirinler karakterlerine yer vermeleri nedeniyle, Türkiye kamuoyunda grup bir süre yoğun olarak şirinler karakterleriyle özdeş hale gelmiştir. Öte yandan, Şirinlerin komünal hayat sürdüğünün ve komünizmi yansıttığının öne sürülmesi nedeniyle, şirinlerin komünist propaganda yaptığı yönünde tezler bulunmaktadır. 198 Bu nedenle, Şirinler karakterlerinin kullanılması, sosyalist bir grup olan RedHack’in nihai hedefi olan komünizmi temsil etmesi açısından anlam taşımaktadır.

Grup üyelerinin birbirleriyle olan ilişkisinin ise gizlilik esasına dayanmakta olduğu hem tüzüklerinde hem de verdikleri röportajlarda belirtilmektedir. Tüzüklerinde, üyelerin hem grup içinde hem grup dışında kendisi veya başkasına ait isim, lokasyon, şehir, cinsiyet, fotoğraf gibi bilgilerin verilmemesi kuralı bulunmaktadır. Ayrıca, üyelerin birbirleriyle ve hatta hack yaşantısından herhangi biriyle, reel hayatta buluşmaları ve RedHack ile bağlantı kurulacak rumuzu kullanmaları da yasaklanmaktadır (RedHack Tüzük, 2006). RedHack içindeki bireylerin nerede yaşadıkları, kaç yaşında oldukları, ne iş yaptıkları konusunda röportajlarda sorular sorulmuştur; ancak, verilen cevaplar bu gizlilik kurallarını yansıtmaktadır: “üye yoldaşlarımızın nerede olduğunu bilmeyiz. Bunu sormak, öğrenmeye çalışmak yasaktır. İsim, yer, cinsiyet gibi ayrıntılarımızı bilmeyiz” (Erdoğan, 2008).

Diğer yandan, 2008’de bu kural çerçevesinde üyelerinin nerede yaşadıkları yönündeki bir soruya, “üyelerimizin çoğunluğu Türkiye’de olmakla beraber, yurtdışında da üyelerimiz olduğunu tahmin ediyorum.” (Erdoğan, 2008) şeklinde bir
yanıt verilirken; 2012’de yurtdışında yaşadıkları yönünde basında yer alan haberleri spekülatif bulunmuştu: “Yurtdışında olduğumuz şeklinde çıkan haberler bilinçli spekülatif ve dezenformasyon haberler. Bizler ülkemizdeyiz. RedHack üyeleri sanıldığından çok. Türkiye’deki kilit noktalara yerleşmiş çoğu eski olmak üzere birçok üyemiz, dostumuz var” (Ocak, 2012b).199 Ancak bu ikinci yorumun, reel hayatta devrimci mücadelenin bir parçası oldukları savlarıyla ilişkili olarak yapılan bir açıklama olması mümkündür. Çünkü RedHack, tüzüğünde, reel hayatta da mücadelenin önemini belirtmektedir: Reel hayattaki siyasi örgütlü mücadele ile dayanışma içinde olduklarını ve üyeleri için de reel hayatındaki örgütlü mücadelesini unutmadan, RedHack’e önem ve zaman vermenin öneminin altı çizilmektedir. Bu bağlamda, Tempo dergisindeki röportajda da, “bizler esasta komünist devrimcileriz. Reel hayatımızda da devrimcilik yapan insanlarız. […] Bilgisayarda yaşayan insanlar değiliz. Bize göre bu, bir araç ve biz de bu aracı kullanmakta oldukça iyiyiz.” denmektedir (Erdoğan, 2008).

RedHack, verdiği röportajlarda reel hayatlarına ilişkin olarak, reel sosyalist mücadelede yer almalarının altının çizmenin yanı sıra, geçim derdinde bireyler olduklarını da dile getirmekte ve kişisel yarar sağlamak için hacklemediklerinin altını çizmektedir. Salih Köksal’ın, “Sürekli bilgisayar başında mısınız? Nasıl geçiniyorsunuz?” sorusuna; “Nasıl geçinemiyoruz” desek daha doğru olur. Üyelerimiz çoğunlukla eğitim düzeyi yüksek olan insanlardan oluşmasına karşın önceliklerimizi halkımızın sorunlarına endeksli belirlediğimiz için geçinmekte zorlandığımız açıktır. Milyon dolarlık sistemlerle oyuncakla oynar gibi oynuyoruz ama çoğu zaman yiyecek ekmeğimiz, içecek çayımız olmayabiliyor.” şeklinde cevap verilmektedir (Köksal, 2013).200 Tüm bu açıklamalar, RedHack’in sınıf mücadelesinde devrimciliği esas görevi olarak görürken; hacki, bu görevin bir aracı olarak kullanmakta olduğu ortaya çıkarmaktadır. Bu duruma bağlı olarak da RedHack’in örgütlenme biçiminin, diğer sosyalist örgütlere benzer şekilde
birimlerden oluşan görev ve kademelerin önceden belli olduğu bir yapıda olmasını beraberinde getirmektedir.

RedHack’in lideri olan hiyerarşik yapıda, aşağıdan yukarıya demokratik seçimlerle üyelerinin iş başına geldiği, yönetim organlarına sahip bir örgütlenme yapısına sahip olduğunu belirtmektedir. Tüzüğünde, örgütlenme yapısında demokratik merkeziyetçilik ilkesi çerçevesinde, her üyesinin fikrini savunma hakkını ve eleştiriyi koruyan bir anlayış benimsediğini açıklamaktadır (RedHack Tüzük, 2006). RedHack, 21 Ağustos 2006’da Atılım gazetesine verdiği röportajda, bu demokratik yapıyı şu şekilde ifade etmektedir: “Örgütlenme biçimimiz, demokratik merkeziyetçilik ilkesinin bu kulvara yansımasıdır. Genel anlamıyla azınlığın çoğunluğa tabi olduğu demokratik bir örgütlenme şeklimiz var” (Atılım, 21 Ağustos 2016). RedHack, kabul ettiği demokratik merkeziyetçi ilke ekseninde örgütlenmesindeki yönetim organlarını biçimlendirmektedir. Tüzükte, komite ve bürolardan oluşan bu organlar; Merkez Komite (MK), Siyasal Büro (SB), Basın ve Informasyon Bürosu (BIB), Teknik Büro (TB), Enternasyonal Büro (EB), Hack Bürosu (HB), Askeri Komite (AK), Alt Grup Komitesi (AGK) şeklinde sıralanmaktadır. Komitenin iş başına gelişi, kongrelerin düzenlenmesi gibi MK ve bürolarla ilgili işleyişin, üyelik kabulü, kuralları ve üyelikten ihraç gibi konuların geniş bir anlatımına yer verilmektedir (RedHack Tüzük, 2006). Öte yandan, Vatan Gazetesine 28 Haziran 2012’de Twitter üzerinden verilen röportajda, hiyerarşik yapılarını, işlerin yürütülmesi için gerek duydukları kolektif çalışmanın hiyerarşisi olduğunu; aralarında alt üst ilişkisi olmadığını, herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu birbirlerine kardeş, yoldaş olarak baktıklarını vurgulamaktadırlar (Geviş, 2012). Bu örgütleniş yapısının uygulanıp uygulanmadığıyla ilgili kesin bir veri olmamakla beraber; grubun örgütlenişinde kurumsal ve hiyerarşik bir yapıyı benimsediğini su yüzüne çıkarmaktadır. Dolayısıyla, RedHack’in örgütlenme biçimi, merkez komitenin yönetim organı olduğu ve çeşitli alt komitelerden ve bürolardan oluşan komünist rejim ve partilerin örgütlenme modelini yansıtmaktadır.

RedHack’in yönetsel organlarında görev alan yukarıda andığımız beş üyeden oluşan çekirdek kadrosunun 2008 yılına gelindiğinde sekiz kişiye çıktığını 1
Mayıs 2008’de Tempo dergisiyle yaptıkları röportajdan öğrenirken (Erdoğan, 2008); 2012’de ise bu sayının 12’ye çıktığını yine Radikal (Ocak, 2012b) ve Vatan (Geviş, 2012) gazetelerindeki ve İnternetHaber.com portalındaki (Kübra, 2012) röportajlardan öğrenmekteyiz. Dolayısıyla, 2006 sonrası altı yıllık süreç içerisinde hangi rumuzlu kişiler olduğu bilinmemekle beraber, çekirdek kadrolarının beş kişiden on iki kişiye genişlemiş olduğu ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, Tempo dergisine verdikleri röportajda çekirdek kadronun küçük olmasına rağmen “bize bugüne kadar emek verenlerle beraber, yaklaşık 75 kişilik hacker çevresiyiz.” demektedirler (Erdoğan, 2008). Bu yüzden, çekirdek kadro daha çok yönetimsel üyeleri içermekte, eylemlerde çeşitli destek sağlayan veya rol alan kişi sayısının daha geniş olduğu sonucuna varılabilmektedir.

Çalışmanın İkinci Bölümü’nde ele aldığımız yeni toplumsal hareketler yaklaşımlarında ortaya konanın aksine, RedHack’in örgütleniş biçiminde merkeziyetsiz dağınık bir işleyiş söz konusu olmadığı ortaya çıkmaktadır. RedHack, merkezi ve lideri olan geleneksel sosyalist örgütlenme yapısına sahip olmakla beraber, üye olmayan kişilerce de desteklenmektedir. Diğer yandan, RedHack, Gerbaudo’nun koreografik liderliğe dayalı akışkan örgütlenen, hiyerarşinin olmadığı koreografi betimlemesine de uzak görünmektedir (Gerbaudo, 2014). Çünkü RedHack için, geleneksel örgütlenmenin demokratik merkeziyetçilik ilkesine bağlı olarak seçildiği belirtilen bir liderinin ve örgütlenmesinde hiyerarşinin varlığı söz konusudur. Gerbaudo’nun, koreografi kavramlaştırmasında da çekirdek bir yapı söz konusu olmakla beraber, hiyerarşinin olmaması RedHack’i bu yaklaşımının da dışında kılmaktadır. Redhack için çekirdek kadronun varlığı, koreografik bir yapılanmadan ziyade, yönetim kadrosu olarak hiyerarşiye tabi bir yapıda karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenlerle, RedHack’in çalışmamızın İkinci Bölümü’nde açıklanan toplumsal hareketlerin dijital teknolojiler ile lidersiz, dağınık ve herkesten oluşabilen ya da hiyerarşik olmayan organizasyon rolünü üslenmiş koreografi biçimindeki değişken çekirdek ekipler etrafındaki örgütlenmelerle bağdaşmayan, geleneksel hiyerarşik bir örgütlenmeyi, dijital alanda yaratmakta olduğu ortaya çıkmaktadır.
4.2.2.3. RedHack’in Hacktivist Eylemleri

RedHack eylemlerini, propaganda amaçlı olanlar ve olmayanlar olarak iki grupta değerlendirmek mümkündür. kizilhack.org adresli web sitelerinde,201 propaganda amacıyla yaptığı eylemleri kamuoyu ile paylaştığını, başka bir deyişle taktiksel olarak kamuoyuyla eylemlerini paylaştığını belirtmektedir. Propaganda amacı taşımayan eylemlerin ise destekledikleri diğer örgütlenmeler veya yapılanmaların, dijital alandaki varlıklarını korumaya yönelik savunma eylemleri şeklinde gerçekleştirildiğini açıklamaktadır. Ancak RedHack, bazı eylemlerinin kamuoyu ile paylaşılmasının, taktiksel olarak doğru olmadığı belirtmektedir. RedHack, “egemenler arasında çelişkileri yoğunlaştıracak” yönde ve “halktan yana iletişim ve bilişim alanında faaliyet gösterenleri korumak, onlara yönelecek saldırılara karşı koymak” amacıyla yaptıkları bu hacklerin de taktiksel olarak kamuoyuyla paylaşılmadığını açıklamaktadır.202 Ayrıca RedHack, kamuoyu ile sistemden borç silmek gibi kalıcı değişikliklerin, üstlenilmeyen başkası yapmış gibi gösterilen hacklerin kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtmektedir. 203

Grup, kamuoyuyla paylaştığı eylemlerde bildiri tarzı ve saldırı tarzı olmak üzere iki çeşit hack türü benimsediğini açıklamaktadır. Bildiri tarzı hack, hacklenen siteye istenilen mesajın yerleştirilmesi şeklinde ‘zararsız, bilinçlendirici hack’ olarak nitelendirilirken; saldırı tarzı hack ile girilen web sitesinin tüm dokümanlarının silinmesi, gerekirse kalıcı zararlar verilmesi olarak nitelendirilmektedir.204Bildiri amaçlı olarak nitelendirdikleri, daha hafif bir saldırı türü olan hack ile hastaneler gibi kamu kuruluşlarının web sitelerinin hedeflenmekte olduğu, yani doğrudan vatandaşları etkileyecek sitelere bildiri bırakıp çıktıklarını; ancak, bakanlıklar gibi
web sitelerine ise verebilecekleri en büyük zararı vermeye çalıştıklarını, yani saldırı tarzı hacki kullandıklarını açıklamaktadırlar (Erdoğan, 2008). RedHack, kizilhack.org web sitesinde bildiri tarzı hacki, bildiri dağıtmak veya sokakta yazılama yapmak gibi görmekteyken; saldırı tarzı hacki de web sitesine dokunmayıp belirli kodlar yerleştirip, indexlerine mesaj bırakmaktan kalıcı zarar vermeye uzanan bir skalada genellikle “Faşist sahipli siteler, Halk düşmanı bireylerin siteleri, Devlet siteleri, Legal Parti siteleri, Uluslararası Emperyalist tekeller ve onlara bağlı komprodor siteleri, Finans siteleri” gibi web sitelerini hacklemek için kullandıklarını belirtmektedir. Bu anlamda da yaptıkları hackin zarar verme skalasını, RedHack’in ideolojik açıdan az ya da çok zararlı bulduğu kurumların yapıları belirlemektedir. Diğer yandan, bu iki türde hack, propaganda amaçlı olarak çoğunlukla kamuoyuna yansıyan eylemlerdir. Bunların dışında, RedHack, yine propaganda amaçlı olarak “egemenlerin gizli gündemlerini halka taşıyarak, halkın yönetenlerin gerçek yüzlerini görmelerini sağlamak” amacıyla, bilgi belge paylaşımı olarak açıkladıkları, bugün sızıntı olarak ele aldığımız taktiği de propaganda amaçlı olarak kullandıklarını belirtmektedir. 205

Dolayısıyla, siyasal olarak taraf oldukları veya kendilerine yakın buldukları kurumlara yapılan saldırılara karşılık verilmesi kamuoyuna yansımazken, aynı zamanda, stratejik olarak da kamuoyuna yansımayan eylemleri söz konusudur. Bu açıklamalar, bizi RedHack açıklayana kadar tam olarak ne yaptıklarını bilmeyeceğimiz bir noktaya ulaştırmaktadır. Ancak çalışmanın kapsamı bağlamında, özellikle toplumsal hareketlerle dayanışma şeklinde ortaya koydukları hackler, taktiksel olarak, kamuoyuyla paylaşılmasını neredeyse zorunlu kılan eylemler olarak belirmektedir. Hacktivizm, toplumsal hareketin görünürlüğü için hackin taktiksel kullanımı olarak ele alındığında, eylemlerin kaçınılmaz olarak kamuoyuna yansıtılması gerekmektedir. Ancak RedHack üstlendiği misyon nedeniyle savunma amaçlı olarak ve egemenler arasında çelişkiyi güçlendirmek için gizli tutulan eylemleri de hacktivist eylemlerinin içerisinde saymaktadır. Zira parçası olduğunu
belirttiği Marksist-leninist mücadele için dijital alandaki araçları taktiksel olarak kullanabileceği her şekilde kullanmayı amaçladığını belirtmektedir.

4.2.2.3.1. 1997 ve 2012 Arası Dönemde RedHack: Basınla İlişkiler ve Sosyal Medyanın Etkileri

1997 yılında kurulmuş olmasına karşın, RedHack’in kendisinin ve yaptığı eylemlerin kamuoyunda bilinirliği, 2005 sonrası dönemde sınırlı olarak ve 2012 sonrasında, eylemlerinin sıklığı ve büyüklüğü, kamu kurum ve kuruluşlarını hedef alması ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili belge ve bilgi yayınlamasıyla artmaktadır. Bu durumu, tamamen taktiksel bir gizlilik çabasının dışında varolan koşulların bir sonucu olarak değerlendirmek mümkündür. Türkiye’de internet kullanımın yaygınlaşmadığı, sosyal medya ağlarının genişlemediği ve ana akım medyada kendine yer bulamasının güç olduğu bir dönemden, günümüze kadar gelmiş bir grubun eylemlerinden tarihsel bir çizgide bahsedebilmek zordur. Diğer yandan, kamuoyuna yansıyan, en çok ses getiren eylemleri de 2012 sonrası dönemde gerçekleşmiştir.

RedHack, kendisinin 2012 yılından sonra ön plana çıkmalarının ve kamuoyunda bilinirliklerinin artmasının nedenini şu şekilde açıklamaktadır: “Bugün duyulduk, çünkü 1990'li yıllarda ne Facebook vardı ne Twitter ve insanlar sesini duyurmak için illaki bir gazete televizyonda görünmesi lazımdı ki orak-çekicin ‘terörizm’ sanıldığı ve öyle propagandasının yapıldığı bizim ülkemizde, bizim o dönem gazetelere geçmemiz hayaldi” (Kübra, 2012). Dolayısıyla, RedHack’in eylemlerinin 2012 sonrası dönemde yaygın olarak sosyal medya ile duyulması, çalışmanın başında değindiğimiz bağlamda, sosyal medyanın tecimsel olarak biçimlenmesine rağmen, diğer tüm toplumsal hareketler için geçerli olduğu gibi, hacktivist gruplara da belirli kazanımlar sağlayabilme potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Diğer yandan, RedHack’in kendi stratejileri dışında kalan taktiksel olarak gizlemediği eylemlerin 2012 öncesi dönemde istense de kamuoyuna yansıtılamadığı sonucu da ortaya çıkmaktadır. Bu durum, RedHack’in, 1999, senesinde Emniyet Genel Müdürlüğü sistemi olan POLNET (Polis Net) üzerinden sağladıkları bilgi ve belgeleri kamuoyuna duyurmak istedikleri
halde, başaramadıklarını açıklamasıyla ortaya konmaktadır. 3 Mart 2012 tarihinde verdikleri röportajda “1999 yılında İstanbul başta olmak üzere bütün polise ait network ağına girdik, pek çok belge sızdırdık. Ancak o dönemde nedense kimse yayınlamak istemedi. Bu dönemde bu kadar ilgi gösterilmesinin nedeni olarak sosyal medyanın geldiği boyut ve edindiği gücü görüyoruz” açıklaması yapılmaktadır (Kara, 2012).

O dönemde, RedHack’in eylemleriyle ilgili haber yapmamayı tercih eden gazete ve gazeteciler hakkında bilgi sahibi olmadığımız için bir çıkarsamada bulunmak varsayımsal olmakla beraber; bu olay, bize konvansiyonel medyanın tek haber alma kaynağı olduğu dönem ile dijital medyanın devreye girdiği dönem arasındaki farka ilişkin ipucu vermektedir. RedHack’in sosyal medyanın yaygınlaşması öncesinde sızdırdığını iddia ettiği bilgi ve/veya belgelerin konvansiyonel medya tarafından editoryal tercih olarak görmezden gelinebilirken, sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla, editoryal tercihlerin haber söylemine yansımasına rağmen görmezden gelmeyi, özellikle büyük çaplı eylemlerde zorlaştırdığı, söylemek mümkündür. Dolayısıyla, dijital medya ve konvansiyonel medya arasındaki farktan ziyade, karşımıza dijital haber alma ve yayma kaynaklarının, editoryal tercihlerine bağlı olmakla birlikte, konvansiyonel medya için haber yapmaktan kaçınmayı engelleyen bir baskıyı da beraberinde getirdiğini düşünmek mümkündür. Diğer yandan, hacktivizmin varmak istediği politik sonucun kamuoyuna duyurulmasında, hackin tek başına politik bir amaçla yapılıyor olmasının yeterli olmayabildiği; tüm toplumsal hareketlerin sesini duyurabilmek için basında yer bulabilme ve basınla diyalog ihtiyacının söz konusu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu nedenler neticesinde, RedHack’in 2012 öncesi dönemdeki eylemlerinden birkaç tanesinin neler olduğu bilinmektedir. Haber7’de yer alan habere göre; grup, 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramı için 30 Nisan ve 2 Mayıs 2005 arasında 3 günlük bir eylemle 1500’den fazla siteyi hackleyerek, şu açıklamada bulunmuştur: “Kırılan yerler genellikle milliyetçi firma ve sanatçıları bünyesinde bulunduruyor. Yükselen ırkçılık ve bunun net ortamına yansımasından sonra, grubumuz sanal alanda devrimci sitelere karşı yapılan saldırılara yanıt verip işçi
sınıfının yanında olmaya çalışmaktadır”. Ayrıca hacklenen sitelere “Hacked by RHT” mesajı bırakılmıştı (Haber 7, 5 Mayıs 2005). Öte yandan, grubun, Atılım dergisine 21 Ağustos 2006’da verdiği röportajda bu eylemle ilgili olarak şu söylenmektedir: “[1 Mayıs] 2005 çıkışı, çok önceden düşünülmüş ve hazırlanılmış bir eylemdi. Egemenlere şok yaşatacaktı. Emekçileri sokakta görenler de eve gelip bilgisayarlarını açtıklarında bunu göreceklerdi. Aylarca uğraştık ve kırdığımız bütün sayfaları beklettik. 1 Mayıs'tan önceki gece eyleme başladık. 1 Mayıs'ta ara verdik, çünkü meydanlardaydık.” (Atılım, 21 Ağustos 2006). Böylelikle RedHack, sadece dijital bir mücadele değil, reel hayattaki eylemlerin de parçası olduklarını vurgulamakta ve aynı zamanda böyle bir eylem için uzun süren ön hazırlık gerektiğini belirtmektedir.

Bir diğer eylemleri ise 25 Haziran 2006’da İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü (İETT) resmi web sitesi iett.gov.tr’yi hackleyerek bildiri tarzı hacklerinden birini gerçekleştirmeleri olmuştur. Web sitesinin açılışına yerleştirdikleri mesajda “Bir Gün Biz de Özgürce Gezebileceğiz, Sömürülmeden Aşağılanmadan" sloganını, haberler bölümüne de “Kahrolsun Faşizm. RedHack Team tarafından ulaşımdaki eşitsizlik, adaletsizlik, sömürü nedeniyle kırılmıştır” mesajı yerleştirildi. Ayrıca web sitesinin açılış sayfasındaki anket de “Halk otobüsleri kimin elinde?” sorusu ile “A) Faşizmin, B) Feodalizmin, C) Komprador Kapitalizmin” şeklindeki şıklarıyla değiştirilmiştir (Hürriyet, 25 Haziran 2006).206 RedHack, Atılım dergisiyle yaptığı röportajda ise İETT’ye yönelik bu hacklerini şu şekilde yorumlamaktaydı: “Geçen aylarda İETT'yi kırdığımızda Hürriyet'ten Milliyet'e birçok gazete bu konuda haberler yazdı. Hatta siteye orak çekiç koyup ‘Kahrolsun faşizm’, ‘İktidar namlunun ucundadır’ türü tüm sloganlarımızı gazetede yazdılar.” (Atılım, 21 Ağustos 2006).

RedHack için bu dönemde, basında yer bulabilmenin, basında kendilerine uygulanan sansürün delinmesinin önem taşıdığı; eylemlerini kamuoyuna duyurmaya çalıştıkları ortaya çıkmaktadır. Ancak 2012 sonrasında, eylemlerinden kamuoyunun daha fazla haberdar olduğu, sık sık basında kendilerine yer buldukları bir dönem
başladı. Çalışmanın devamında, RedHack’in 2012 sonrası dönemdeki hacklerini şimdiye kadar elde ettiğimiz kriterler çerçevesinde iki temel başlık altında değerlendireceğiz. Bu başlıkları, hacktivizm konusunda Paul Taylor ve Tim Jordan’ın dijital eylem hacktivizmi olarak tanımladıkları, internetin kendisi üzerine yürütülen sansür, gözetim karşıtı ve kişisel hakların korunmasına yönelik politikalara ilişkin hacktivist eylemler ve kitlesel eylem hacktivizmi olarak tanımladıkları, var olan bir toplumsal harekete destek olmak için yapılan hacktivist eylemler olmak üzere vardıkları ikili ayrımdan hareketle207; RedHack için daha kapsayıcı olduğunu düşündüğümüz, internet politikalarına ilişkin hacktivizm ve toplumsal hareketlere ilişkin hacktivizm olarak belirlemeyi tercih ettik. Bu bağlamda, RedHack’in internet politikasına ilişkin hackleri ile toplumsal hareketlere ilişkin hackleri değerlendirilecektir. Ancak ikinci grup hacktivist eylemleri; gündemdeki olaylarla ilgili olarak gerçekleştirilen kendi siyasal söylemine doğrudan yansıtan eylemleri, sızıntı eylemleri, var olan toplumsal hareketlere destek eylemleri olarak alt başlıklar halinde incelenecektir.

4.2.2.3.2. İnternet Politikasına İlişkin Hacktivizm Açısından Redhack

RedHack’in internet politikasına ilişkin olarak benimsediği tutum, misyonuyla ilişkili olarak hackin sosyalist amaç için kullanılmasıyla doğrudan bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. İlk kuşaklarından bugüne kadar savunduğu enformasyon özgürlüğü temeline dayanan hacker etiğinin, somut sosyalist bir yorumu karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, RedHack, tüzüğünde “yeni teknolojiler ve ayakları havada kalan ‘özgür ve açık yazılım’ felsefesini bir netliğe oturtarak ‘halk için hack’ sentezine varmış” olduğunu belirtmektedir (RedHack Tüzük, 2006). Dolayısıyla, RedHack için teknoloji kullanımı ve enformasyon özgürlüğü, sosyalist bakış açısıyla şekillendirilerek bir temele oturtulmaktadır. Bunu, kzilhack.org web sitelerinde şu şekilde ifade etmektedir:

R.H.A teknolojinin emperyalizmin kontrolünde olmasına ve egemenlerin çıkarlarına kullanılmasına karşın, teknolojiyi, ilerlemesinden kaynaklı özünde devrimci görür. R.H.A teknolojiye değil, teknolojiyi ezilen halklara karşı bir baskı aracı olarak
kullanan ve kendi sübjektif koşullarına yedekleyerek kar amacıyla kullanan emperyalizme karsıdır.[…] Devrimci hareketin, sosyalizm ve yüce komünizm mücadelesinin başarıya ulaşma durumunda, teknolojinin özüne uygun, insanlığın yararına ve hizmetinde, kolektif ve özgür bir bicimde kullanılacağı bilinciyle hareket eder.208

Bu açıklamadan hareketle, RedHack ilk kuşak hackerların benimsediği, “bilgisayarlar hayatınızı daha iyiye götürür” etik kodunu (Levy, 2014, 41), komünist bir hayatı daha iyi hayat olarak yorumlayarak dönüştürdükleri sonucuna varmak mümkündür. Öte yandan, People’s Computer Company209 ile bilgisayarların, insanları kontrol etmek için değil, onları özgürleştirmek için kullanılması gerekliliği inancını, RedHack'in Marksist bir versiyonunu sunarak kabul etmekte olduğu ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, RedHack’in açık ve özgür yazılım konusundaki çalışmalarının veya desteklerinin ne olduğu tam olarak bilinmemekle beraber; ilkesel olarak teknolojinin emperyalist kullanımına karşı oldukları için üçüncü kuşak hackerların bilgisayarların ticarileşmesine karşı olan tutumlarını savunduklarını söylemek mümkündür. RedHack’in, internetin kendisine yönelik olan bu politikalara ilişkin yaklaşımını, eylemleri üzerinden örneklendirmek konuyu daha anlaşılır kılacaktır.

RedHack, 27 Nisan 2012’de saldırı tarzı hack olarak nitelendirdiği hacklerinden birini gerçekleştirerek, TTNET’i hedef alıp; 2 saat boyunca internet hizmetinin aksatılmasına neden olduğunu iddia etmekteydi. 27 Nisan 22:00 ile 00:00 saatleri arasında birçok ilde internet kesintisi yaşanırken, alt yapı sağlayan Türk Telekom, fiber altyapı çalışmalarına bağlı bir arızanın olduğunu belirtirken, Türkiye İletişim Başkanlığı (TİB) saldırıyı doğruladı (Hürriyet, 28 Nisan 2012). RedHack, sabah saatlerinde, önceki gece yaşanan kesintinin, Türkiye'de resmi kurumlara yönelik bir siber saldırı nedeniyle, gerçekleştiğini duyurmakta; Anonymous’un da RedHack'e destek vermek amacıyla TTNET, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay'a önceki gece itibariyle bir saldırı başlattığını iddia
etmekteydi. İddiaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı'nın sistemlerine saldırılmasına karşılık, TİB, bu saldırıları engellemek amacıyla, internetin yurt dışı çıkışlarını kapattı. Anonymous’un saldırısına karşı alınan bu önlem sonrasında ise RedHack yurtiçinden saldırıya devam edince “TİB de bu noktada 'fişi çekerek' tüm ADSL bağlantılarını kapattı.” (Cumhuriyet, 28 Nisan 2012). RedHack, bu eylemin nedenini şu şekilde açıklamaktaydı: “Adil kota vb. uygulamalarla ‘düşük hızda’ internet ile kullanıcıyı sömüren, zenginlere daha iyi ulaşım sağlarken durumu iyi olmayanlara çok yavaş interneti fahiş fiyata satan TTNET'i protesto etmek.” Ancak bu tek neden değildi; RedHack davasından tutuklu bulunanların masum olduğunu “biz buradaysak tutukladıklarınız kim?” diye sorarak ispatlamak, yaklaşan 1 Mayıs için “halkımızı işçi kardeşlerini sahiplenmeye çağırmak”, Anonymous'un dayanışmasından mutluluk duyduklarını göstermek, “Pensilvanya İmamı'nın ve ordusunun 'yenilmez' 'her şeye kadir' olmadıklarını halkımıza göstermek 'cesaret gayri' demek” ve eğlenmek için olduğunu belirtmekteydi (Sol, 28 Nisan 2012). Dolayısıyla RedHack için, tüm bu nedenler birlikte ele alınabilecek sosyalist mücadelenin bir parçası olarak görülmekte ve tek bir eylemde, hepsi için açıklama yapılabilmekteydi.

Ayrıca, RedHack için eğlence de işin içinde olabilen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar Anonymous gibi sadece lulz210 hiçbir zaman doğrudan amaçları olmasa da RedHack üyeleri, hackledikleri kurumları sıkıntıya sokmaktan keyif aldıklarını belirtmektedir. Grup, eylemlerini gerçekleştirirken çok eğlendiklerini belirterek; “önemli olan yapılan işin ne kadar halkımıza yararlı olduğu ;) Cemaatçi, ırkçı, kapitalist veya gerici tipler tırnaklarını kemiriyorsa o kadar mutlu olup, keyif alıyoruz ;)” demektedir. (Kübra, 2012). Eğlence ve mizah, MIT’den beri, hackin temel unsurlarından biri olagelmiştir. RedHack, hackin bu unsurunu bazen mizah kullanarak bazen laf oyunları yaparak bazen de söyledikleri gibi sadece kurumları sıkıntıya sokmanın keyfiyle, eğlenceyi hacklerinin bir parçasına dönüştürmektedir.
Doğrudan eğlencenin, eylemin parçası kılındığı hacklerden birini ise 15 Mayıs 2012’de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) sunucusuna girerek, Pokemon karakterleri yerleştirmelerinde görmekteyiz. RedHack Twitter hesabından, “bir grup genç 3 aydır devleti miskete çevirdiyse, Ergenekon, KCK, Fenerbahçe, vb. davalardaki deliller nasıl dışarıdan yerleştirildi düşünün” diyerek eylemini duyurmaktaydı (Bianet, 16 Mayıs 2012). Daha sonra 23 Kasım 2012’de verdikleri röportajda, özellikle Pokemon yerleştirmelerinin nedenini ise şu şekilde açıkladılar: “[…]bilgisayarlarla yürüttükleri mesainin pokemon oynamak ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden zaman öldürmekten ibaret olduğunu gözler önüne sermiştik. Sırf bu güvenlik zaaflarını gösterdiğimiz için bile bizlere teşekkür borçlular.” (Sol, 23 Kasım 2012). RedHack, Türkiye’de bilişim konusuna en yetkili birim olan BTK’yı hedeflemelerinin nedenini ise, “insanları dinlerken, her olayda bilirkişi olurken, her saldırıda en çok onlar konuşurken aslında bu kahramanların ‘kâğıttan’ kahraman olduğunu” göstermek şeklinde açıklamaktaydı (CNN Türk, 15 Temmuz 2014). Bu eylem ile RedHack, internet güvenliği konusunda BTK’yı eleştirmek için hacklerken aynı zamanda, gündemdeki davaları ve BTK’nın bilirkişi konumunu da eleştirmekteydi. Dolayısıyla Redhack, bu eylemde sadece internet politikalarına ilişkin bir protesto ortaya koymakla yetinmeyerek, gündemdeki olaylara ilişkin olarak da kendi siyasal söylemine paralel olarak açıklamalarda bulunmaktaydı.

RedHack’in 4 Şubat 2014’te, telekomünikasyon şirketlerinin sistemlerini hackleyerek abone bilgilerini yayınlamasını, doğrudan internet politikalarına yönelik protesto amacıyla yaptığı eylem olarak değerlendirmek mümkündür. Türkiye’de torba yasalar ile internet düzenlemelerinin yapıldığı, sansür ve gözetim tartışmalarının yoğun olarak yürütüldüğü sırada, en büyük tepkilerden biri, TİB’in mahkeme kararı olmaksızın doğrudan erişim engellemesi getirilebilmesine ve internet yer sağlayıcılarının, verileri en az bir yıl en fazla iki yıl saklamasının yükümlülük haline getirilmesine yönelik olmuştu. Bu dönemde, Türkiye’de 2011 yılında başlayan ‘İnternetime Dokunma’ eylemleri, yeniden sokak yürüyüşleri şeklinde düzenlenmeye başlamıştı (Hürriyet, 19 Ocak 2014). Bu tartışmalar yürütülmekte ve yeni yasa tasarıları tartışılmaktayken, 4 Şubat’ta RedHack, bazı
telekomünikasyon şirketlerinin sistemlerine girerek, üye bilgilerini ve bunlara ait kayıtları yayınladı. RedHack’in yayınladığı belgeler arasında bakanlıklar, emniyet ve MİT'in TTNET kayıtlarındaki üyelik bilgileri bulunmaktayken; kişilere ait bilgileri yayınlanmamıştı. RedHack bu eylemi, hiçbir sistem tam anlamıyla korunamayacağını göstermek için ve telekomünikasyon şirketlerinin sistemlerinin, kişisel verileri koruyamadıklarını ortaya koymak için gerçekleştirdiğini belirtti. “Bizler sınırlı imkanlarla bunları ele geçirebiliyorsak ülkenin yüzde 90'nından fazlasının bilgi ve evraklarının olduğu bu sistemlere daha kimler erişip nasıl kayıtlar alıyordur" şeklinde açıklamada bulundu (Hürriyet, 04 Şubat 2014). Ertesi gün, eylemlerine Vodofone’u hackleyip sesli mesajların neden kayıt altında tutulması gerektiğini sorarak, örnek beş bin sesli mesaj kaydını, kişisel bilgileri gizleyerek paylaştı (Cumhuriyet, 04 Şubat 2014). Yeni internet yasasının onaylandığı 18 Şubat’ta ise RedHack Twitter’da Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul İlçe Belediye Başkan adaylarının cep telefonu numaralarını, pastebin.com linki ile paylaştı. Yeni yasa ile mümkün hale gelen mahkeme kararı olmaksızın web sitesinin engellenebilmesine ilişkin ilk icraat da 19 Şubat’ta pastebin.com web sitesinin engellenmesiyle yaşandı. Bunun üzerine RedHack, numaraları Twitter’da imaj formatında paylaşarak erişim engellenmesini aşmış olduğunu belirtti (Radikal, 19 Şubat 2014).

RedHack’in, Türkiye’deki internet politikalarına ilişkin yaptığı bu eylem de tek başına internet düzenlemelerine ilişkin değil; aynı zamanda, sokakta başlatılan İnternetime Dokunma eylemlerine verilen destekle de ilgili olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Taylor ve Jordan’ın yaptığı ikili ayrımın geçerli olmamasının bir nedeni olarak, artık internet kullanıcılarının dijital haklarına sahip çıkabilmek için geleneksel protesto yöntemlerini kullanmalarını gösterebiliriz.

Bir başka örnek de doğrudan gündemdeki bir olay için yapılan eylemin peşi sıra, yaşanan çeşitli erişim engellemelerine karşı anlık bir reaksiyonla, eylemin erişim engeline karşı olarak genişlemesi söz konusudur. Bunu, 30 Ağustos 2012 tarihinde RedHack, Ö.Ç. davası kararına tepki olarak, Yargıtay'ın web sitesi yargitay.gov.tr ile Anayasa Mahkemesi'nin web sitesi anayasa.gov.tr adreslerini
hacklemesi olayında görmekteyiz (Hürriyet, 30 Ağustos 2012). Sakarya'da 34 kişinin cinsel istismar ve tecavüzüne maruz kalan, 14 yaşındaki Ö.Ç'nin cinsel istismar ve tecavüz davasında alınan tahliye kararlarına tepki olarak gerçekleştirdiği eylemi, Twitter hesabından "Bu eylem Ö.C olayını aklayan, sanalda ise özgürlüğümüze tecavüz eden adalet sistemine gelsin" diyerek #RedHackÖCiçinVuruyor hashtag’iyle eylemini duyurdu. Kamuoyunda kararın büyük tepkiyle karşılanması üzerine yapılan bu eylem, Twitter’da desteklenerek, #RedHackÖCiçinVuruyor en çok bahsedilen başlıklar arasına girdi (Cumhuriyet, 30 Ağustos 2012; Radikal, 31 Ağustos 2012).

Ardından, Facebook ve Twitter'ı anlık ya da saatlik durdurma hazırlığının gündeme gelmesine tepki olarak, Anonymous ve RedHack ortak bir eylem gerçekleştirdi (Cumhuriyet, 04 Eylül 2012). RedHack'e destek amacıyla, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın siber ordu olarak anılan İnternet Üst Kurulu’nun kurul.ubak.gov.tr adresinin Anonymous tarafından hacklendiği, RedHack’in Twitter hesabından “Siber ordu değil, halkın ordusu kazanır! http
kurul.ubak.gov.tr Anonymous ve @TurkeyAnonymous tarafından RedHack'e destek amacıyla çökertildi. Siber ordu kuruldu 150 kişi göreve alındı. Her an her şeye karşı önlemimiz var açıklamaları sürerken günlerdir suskun duran RedHack ve Anonymous yeniden devreye girdi ve sanal ordunun merkezine baskın düzenleyerek sitelerini işlevsiz kıldı" açıklamasıyla duyuruldu (Sol, 31 Ağustos 2012). Dolayısıyla, resmi kurumların anlık erişimlerle ilgili karar vermeleri, eylemi büyüterek, hacktivist gruplar arasında çeşitli işbirlikleri yaratabilmektir. Anonymous ile Telecomix arasında hacktivist yaklaşımları açısından temel bir farklılık olmasına rağmen, erişim konusundaki kısıtlamaya karşı ortaklık kurabilmelerine nazaran, Anonymous ve RedHack’in hacktivizm için DDoS veya sistem hackleriyle erişim engelini her ikisinin de etik buluyor olması, bu tip ortaklıkları daha da kolaylaştırmaktadır.

4.2.2.3.3. Toplumsal Hareketlere İlişkin Hacktivizm Açısından Redhack

4.2.2.3.3.1. Siyasal Söylemini Doğrudan Yansıtan Eylemleri

RedHack, kendi siyasal söylemine paralel olarak, çeşitli anma günlerinde hedef olarak kendisine o günle ilgili bir adres seçerek eylem düzenlemektedir. Örneğin; 6 Mayıs 2012’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam
edilmelerinin 40. yıl dönümü nedeniyle, AKP Sivas İl Başkanlığı’nın web sitesini hackleyerek; İl Yönetim tablosunun il başkanı kısmına Şirin Baba'nın fotoğrafını yerleştirdi (Radikal, 06 Mayıs 2012). Siteye ise Deniz Gezmiş’in fotoğrafı ve “Yani Sivas unutulur mu? Gemerek, Şarkışlalar, Madımaklar? açıklaması yerleştirildi. 211 Bir diğer örnek de, toplumun çoğu tarafından kutlanan önemli günlerde, RedHack’in, kendi siyasal söylemiyle güncel politikayı eleştirerek eylemler düzenlemesidir. 14 Mayıs 2012 Anneler Gününde yaptığı eylemde, kadına yönelik şiddete tepki olarak ve Cumartesi Anneleri için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın web sitesini bildiri tarzında hackleyerek siteye; “Anneler Günü kutlu olsun! […] Bu eylemimizi, Cumartesi Anneleri ve hangi ırktan, milliyetten, dinden veya öğretiden olursa olsun çocuklarını savaşa kurban vermiş tüm annelerimiz nezdinde tüm dünyanın ezilen cefakar annelerine armağan ediyoruz!” açıklaması yerleştirildi (Milliyet, 14 Mayıs 2012).212 Dolayısıyla, RedHack’in, Anneler Gününü siyasal söylemini dile getirmek için bir vesile olarak değerlendirdiği görülmektedir. Ayrıca RedHack, siyasal söylemine bağlı bir şekilde, bu tarz hacklerinde günün anlamıyla ilişkilendirdiği kuruma ve genel olarak iktidara yönelik bildiriler kullanmaktadır.

RedHack’in bir diğer eylem amacı ise basında “biz buradayız” eylemi olarak değerlendirilen, RedHack davalarına tepki göstermek şeklinde ortaya konmaktadır. Bu eylemleri, 25 Mart 2012’de Ankara Polis Yurtlarının www.emniyetyurdu.pol.tr adresini hacklenip öğrenci bilgilerini ele geçirmesi 213; 13 Nisan 2012’de FETÖ’ye ait olan www.risale-inur.org ve www.fethullahgulen.info sitelerinin hacklenmesi (Birgün, 14 Nisan 2012); 20 Nisan 2012’de İçişleri Bakanlığı web sitesinde yer alan ve bakanlık çalışanlarınca kullanılan ‘Dosya Paylaşım Sistemi’ adresi “http://dosya.icisleri.gov.tr/dosyalar/” uzantısının hacklenmesi ve ardından sistemdeki belgeleri yedeklediğinin ve şifrenin 123456 olduğunun açıklanması (Hürriyet, 21 Nisan 2012; Radikal, 21 Nisan 2012); 26 Kasım 2012’deki duruşma için 23 Kasım 2012’de Anonymous’un desteğiyle Anayasa Mahkemesi’nin hacklemesi; 22 Kasım 2013’te aralarında oyuncu Barış
Atay’ın da bulunduğu 16 kişinin gözaltına alınması sonrasında (Milliyet, 22 Kasım 2013) 25 Kasım’da AKP'nin TBMM Grup Başkanlığı web sitesinin hacklenmesi (Cumhuriyet, 25 Kasım 2013) şeklinde sıralamak mümkündür. RedHack’in bu eylemleri, doğrudan kendisiyle ilgili olarak yürütülmekte olan davada tutuklu yargılanan veya gözaltına alınmış kişilerin masum olduğu iddiasıyla yapılmış eylemlerdir. Anonymous da tutuklanan Anonlar için çeşitli eylemler yapmışlardı; ancak onların eylemleri hacktivizm amacıyla ortaya konan hackin suç kabul edilmesine ve cezaların aşırı bulunmasına ilişkin eylemler olarak düzenlenmişti. “Biz buradayız” eylemleri, RedHack’e özgü, içinde bulunulan konjonktürün ve yasal düzenlemelerin bir yansıması olarak gelişmiştir.

Dolayısıyla, RedHack, sokakta bir yansıması olmayan, doğrudan kendi siyasal görüş ve misyonuna dayanarak da çeşitli eylemler düzenlemektedir. Bunlar, Taylor ve Jordan’ın, internet politikalarına ilişkin gerçekleştirilen dijital olarak doğru hacktivizm tanımlamasına da; sokaktaki eylemlere destek olma amacıyla ortaya konulan kitlesel eylem hacktivizmi tanımlamasına da uygun düşmemektedir. RedHack’in bu eylemlerinde çok farklı amaçların iç içe geçmesi söz konusudur. Bu nedenle, Jordan ve Taylor’ın her iki hacktivist tanımına da uymayan, doğrudan RedHack’in kendi siyasal söylemiyle ilgili ortaya koyduğu hacktivist eylemlerdir. Bu eylemler arasında, gündeme getirmeyi amaçladığı konularla ilgili sızıntı şeklinde gerçekleştirdikleri eylemleri de bulunmaktadır.

4.2.2.3.3.2. Sızıntı Eylemleri

RedHack, sızıntı tarzındaki ilk büyük eylemini, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) belgelerini ifşa ederek düzenledi. Bu eylem de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) yaşanan olayları protesto için başlayıp sonrasında, YÖK ve çeşitli üniversitelerle ilgili sansasyonel belgelerin, olayları gölgelediği yeni bir gündemin ortaya çıkmasına neden oldu. 18 Aralık 2012 tarihinde, ODTÜ’de düzenlenen bir törene, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımının öğrenciler tarafından protesto edilmesi sonrasında polis olaya müdahale etti. YÖK ve bazı üniversite yönetimleri, öğrencileri bu protestoları için kınadıklarını açıkladılar. Redhack, ODTÜ’ye destek amacıyla eylem hazırlığı içinde olduğuna ilişkin
Twitter’da açıklamada bulunarak; 1 Ocak 2013’ün ilk saatlerinde, YÖK’ün ide.yok.gov.tr adresini hackledi. Sayfaya, ODTÜ’ye destek mesajı ve eylemlerinin devam edeceğini içeren bir metin yerleştirildi.214 Ayrıca, Suavi’nin RedHack için bestelediği marş da siteye yerleştirildi (Hürriyet, 01 Ocak 2013).

RedHack’in bu bildiri tarzı eylemi, belge ifşasıyla devam etti. Grup, 8 Ocak 2013’te, ebys.yok.gov.tr adresini hackleyip ardından YÖK'e ait gizliliği bulunan yaklaşık altmış bin dokümanı ele geçirdiklerini belirterek, birçok üniversite ile ilgili yolsuzluk ve usulsüzlüğe ilişkin olduğunu iddia ettikleri belgeleri paylaşmaya başladı. (Cumhuriyet, 08 Ocak 2013).215 216 Ertesi gün, konu TBMM’ye taşındı ve soru önergesi ile konunun araştırılması istendi (Cumhuriyet, 09 Ocak 2013). 10 Ocak’ta, YÖK ise yazılı açıklamada bulunarak, gizliliği olan belgelerin soruşturma aşaması tamamlanmamış belgeler olduğunu ve bu belgelerin ifşası ile kurumların ve kişilik haklarının ihlal edildiğini belirtti. Ayrıca, YÖK, gizli belge ifadesi ile kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığını; çünkü denetlemenin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için tüm soruşturma belgelerinin gizli ibaresi taşıdığını açıkladı (Cumhuriyet, 10 Ocak 2013). Dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ise YÖK’ün güvenlik sisteminde zafiyet olduğunu kabul ederek, gereken önlemleri alacaklarını belirtirken, birçok üniversitenin yönetiminden de sızan belgelerle ilgili yalanlama geldi. Ancak sonrasında, belgelerin kurum sistemine aktarılırken saldırının gerçekleştiği ortaya çıktı (Hürriyet, 15 Ocak 2013). Türkiye’nin gündeminde, bu konu hem bu belgelerin ifşası ile sistem güvenliği açısından hem de usulsüzlük tartışmalarıyla uzun süre yer aldı. Bu sızıntı eylemi, YÖK’ün ilk hedef alındığında ODTÜ’ye destek eylemi şeklinde ortaya çıkmaktayken; sonrasında kendi politik ideolojisi çerçevesinde sisteme muhalif bir söylemle ortaya konan bir eyleme dönüşmüştür.

RedHack’in başka bir sızıntı eylemi, 11 Mayıs 2013 tarihinde Hatay Reyhanlı’da meydana gelen iki ayrı patlamada 51 kişinin hayatını yitirdiği olayın
ardından, sosyal medyada ulusal yas ilan edilmesi talebinin gündeme gelmesiyle ortaya çıkmaktaydı. Ulusal yas ilan edilmemesi üzerine RedHack Hatay Valiliği'nin sitesini hackleyerek, “madem yas ilan edilmiyor, o halde biz ilan ederiz!” şeklinde açıklama yaparak başladığı eylemleri belge sızdırma şeklinde devam etmekteydi (Hürriyet, 11 Mayıs 2013). Grup, 22 Mayıs’ta “Reyhanlı'da ne oldu? Ne oluyor? İşte bu soruların cevabı” şeklinde bir tweet atarak, Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı'na ait olduğu iddia edilen belgeleri paylaştı. Paylaşılan belgelerden ortaya çıkan iddialar kamuoyunda çok tartışma yaratırken, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise, bu iddiaların çarpıtma amaçlı olduğunu belirterek yalanladı (Milliyet, 22 Mayıs 2013). Öte yandan daha sonra bu belgelerin hacklenerek elde edilmediği, RedHack’e e-posta yoluyla ulaştırılmış belgeler olduğu ortaya çıktı (Hürriyet, 23 Mayıs 2013). Hükümetin ilgili bakanlıklarından çeşitli açıklamalar yapılırken (Cumhuriyet, 23 Mayıs 2013), Utku Kali isimli bir er bu belgeleri RedHack’e sızdırdığı iddiasıyla tutuklandı (Hürriyet, 24 Mayıs 2013).

RedHack, hem hackleyerek hem de kendisine ulaştırılmış olan belgelerin ifşası yoluyla sızıntıyı bir taktik olarak kullanmaktadır. 26 Şubat 2013 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e ve korumasına ait telefon numaralarını, Twitter’da paylaştıktan sonra Melih Gökçek ile ilgili ele geçirdiği yolsuzluk iddiasını ortaya koyan 6 belge ve 4 bilgi notunu (Vatan, 26 Şubat 2013); 26 Mayıs 2013’te dönemin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın mail adresini hackleyerek yazışmalarını ve harcamalarını içeren belgeleri usulsüzlük iddiasıyla ifşa etti (Radikal, 26 Mayıs 2013). 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesindeki madende 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan facianın ardından ise 28 Mayıs 2014’te dönemin AKP Manisa milletvekili Muzaffer Yurttaş’ın mail adresini hackleyerek, Yurttaş’ın diğer AKP’li vekillere yolladığı raporu Twitter’da “Soma Katliamı Gerçekleri” başlığıyla paylaştı (Cumhuriyet, 28 Mayıs 2014). Aynı tarihte, dönemin AKP Düzce Milletvekili Osman Çakır'ın mail adresini de hackleyerek torpil olduğu iddiaları ile vekilin yazışmalarını paylaştı (Cumhuriyet, 28 Mayıs 2014). Öte yandan, mail hackleme yoluyla elde edilen bilgi ve belgelerin paylaşılmasının, dijital alanda mahremiyetin korunması, gizliliğin sağlanması ve gözetimin önlenmesi için dijital olarak doğru hacktivistlerin hack anlayışıyla uyuşmadığını söylemek
mümkündür. Ayrıca, bu eylemler de reel hayatta fiilen var olan eylemlere destek olmak için değil; siyasal söylemiyle, çok genel anlamda sosyalist mücadeleye destek olmak için, gündemde olan veya gündeme getirilmek istenen konuya göre düzenlenen eylemler olarak değerlendirilebilir. Diğer yandan, RedHack açısından kitlesel eylem hacktivizmi örneği olarak değerlendirilebileceğimiz eylemler de söz konusudur.

4.2.2.3.3.3. Var Olan Toplumsal Harekete Destek Eylemleri

RedHack’in, 29 Mayıs 2012’de Türk Hava Yolları’nın (THY) Hava-İş Sendikası'na bağlı çalışanlarının başlattığı greve destek amacıyla ve havacılık iş koluna grev yasağı getirilmesinin TBMM’nin gündemine alınmasına karşı olarak THY’nin web sitesini (Bianet, 29 Mayıs 2012); 28 Mart 2012’de, 4+4+4 Eğitim Yasa Tasarısı ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı'nın geri çekilmesi için Kamu Emekçileri Sendikası’nın (KESK) düzenlediği eyleme destek olmak ve eyleme polisin müdahale etmesini protesto etmek için Emniyete ait “pol.tr” uzantılı 350 web sitesini hacklemesi217 gibi eylemleri, var olan eylemleri desteklemek amacında olduğu saldırılarıdır. Ancak bu son eylemi hem KESK eylemlerine destek olmak, hem RedHack davasından tutuklu bulunanları masum olduğunu savmak, hem de 30 Mart 1972’de ölen Mahir Çayan’ı anmak için düzenlediklerini açıkladılar (Bianet, 29 Mart 2012). Dolayısıyla, tekrar tek bir nedenle değil; gündemin, sokaktaki eylemin ve sosyalist tarihin önemli bir figürünün anılmasının iç içe geçtiği gerekçelerle, kendi siyasal söylemlerine yakın bir sendikanın desteklenmesi için düzenlenmiş bir eylem söz konusudur.

RedHack’in doğrudan sokaktaki eyleme ilişkin yürüttüğü hacktivist eylemleri ise Gezi Hareketi sırasında ortaya çıkmıştır. Bu eylemler, hacktivist eylem biçimleri açısından homojen bir bütünlük sergilememekle beraber, tümü Gezi ile ilgili eylemler olarak karşımıza çıkmaktadır. RedHack’in 2012 yılında ve 2013 yılı Reyhanlı belgelerini sızdırmasına kadar geçen sürede yaptığı eylemler, Türkiye’deki hükümete muhalif olan kesimlerin tepkilerini yansıtan bir sürece paralel olarak ilerlememekteydi. Muhalif kesimin tepkileri, bugün Gezi hareketi olarak andığımız,
uzun bir protesto sürecini beraberinde getirdi. RedHack’in yapmış olduğu eylemler, Türkiye’yi Gezi hareketlerine götüren bu süreci de yansıtmaktaydı. Gezi Parkı’na yapılmak istenilen Topçu Kışlası Projesi’ni protesto etmek için 13 Nisan’da dayanışma festivali yapılmış ve etkinlik #ayagakalk hashtagiyle sosyal medyada duyurulmuştu (BTnet, 10 Nisan 2013). Ardından 27 Mayıs gecesi Gezi Parkı’na iş makinelerinin girmesiyle, sosyal medyada aynı hashtag ile organize olan yurttaşlar, gezi parkındaki iş makinalarının durdurulmasını sağlayarak, parkta nöbet tutmaya başlamışlardı. Gezi Parkı’nda bu şekilde başlayan eylemler, 31 Mayıs 2013 günü kitlesel bir protesto biçimine dönüşerek, ülkedeki birçok şehirde, farklı muhalif kesimlerin eylemlere destek vermesiyle genişlemekteydi.

Aynı zamanda, Gezi hareketleri sorasında, Türkiye’de sosyal medyanın toplumsal hareketlerde kullanımı açısından, çok geniş bir kitlenin desteği ile daha önce söz konusu olmayan geniş bir kapsam ve çeşitlilik söz konusu oldu. 31 Mayıs 2013’ten itibaren iki gün içinde 2 milyon tweet Gezi Parkı Protestoları için atılırken; bu sayı 15 Haziran’da 13,5 milyona ulaştı. Twitter, Gezi hareketlerinde enformasyon paylaşımında en önemli araç haline gelirken, diğer sosyal medya araçları da aktif olarak kullanıldı (Saka, 2015b, 267). Gezi Parkı Protestoları, kitlesel bir niteliğe bürünmeden bir gün önce 30 Mayıs’ta, RedHack, parktaki nöbete destek olmak ve parka polis müdahalesini protesto etmek amacıyla, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün web sitesini hackleyerek başladığı (Milliyet, 30 Mayıs 2013) Gezi hareketine destek eylemlerine, protestolar sürecince yoğun olarak devam etmiştir. Daha sonrasında ise RedHack, Gezi hareketinin sembollerinden biri olarak görülmeye başlanacaktı.

Gezi hareketleri boyunca, RedHack doğrudan üstlendiği eylemlerle, bildiri tarzı hack, daha önceki hacklerden elde edilen bilgi ve belge sızdırma, web sitesine erişimi durdurma amaçlı hack gibi daha önce kullandığı yöntemleri kullanmasının yanı sıra, web sitelerinin sistem yönetimi kullanıcı adını ve şifrelerini paylaşarak, destekleyenleri bu eylemlere katılmaya da çağırdı. RedHack’in bu eylemleri, doğrudan Gezi’yle ilgili gündeme anlık verilen cevaplar şeklinde olabildiği gibi, Gezi’de yaşanan ölümleri anmak için de gerçekleştirilmekteydi. Diğer yandan,
Anonymous’un desteği, Gezi hareketi süresince de birlikte yürütülen DDoS saldırıları şeklinde devam etmekteydi.

RedHack’in Gezi hareketi boyunca, belge sızdırmayla ilgili ortaya koyduğu eylemlerden ilki, aynı zamanda Gezi’yle ilgi ilk büyük eylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1 Haziran’da, milletvekillerinin Gezi’deki olaylara sessiz kalmasına tepki olarak, TBMM çalışanlarının, milletvekillerinin ev, cep ve işyeri telefon numaraları blogspot sayfaları üzerinden paylaşıldı.218 Bu paylaşımla ilgili olarak grup, “dayak yiyen, coplanan, komaya giren, gaz soluyan biziz bu sebeple iki telefon çaldı diye rahatsız olunmamalı” açıklamasında bulundu. Ayrıca yapılan açıklamada, bu belgelerin hâlihazırda ellerinde bulunan belgelerden biri olduğu belirtilmekteydi. Dolayısıyla, daha önce yapılan hackler aracılığıyla ele geçirilmiş bir belge olarak lanse edilmekteydi (Sol, 01 Haziran 2013).

15 Haziran akşamından 16 Haziran sabahına kadar Gezi Parkı’ndaki nöbetin, polis müdahalesi ile dağıtılması sonrasında (Radikal, 15 Haziran 2013), RedHack 17 Haziran’da, dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile iş adamları arasındaki toplantıda geçtiğini iddia ettiği iki ses kaydını blog sayfasından yayınlayarak, Gezi hareketindeki mücadeleye devam edilmesinin gerekliliğini ortaya koydukları bir açıklamada bulundu. 219 Bu ses kaydının nasıl elde edildiği ile ilgili bir açıklama yapılmamasıyla birlikte; RedHack’in ses kaydını yayınladığını duyurduğu açıklamasında, eylemlerin devam etmesi gerektiği yönündeki vurgu, bu sızıntıyı bir nevi eylem çağrısı olarak da kullanmakta olduğunu göstermektedir. RedHack’in Gezi hareketi boyunca, sızdırdığı belge ve ses kayıtlarının, daha önceden edinilmiş ve olayların gidişatına göre yayınlanmış olduğu ortaya çıkmaktadır. Sızdırılan bilgi ve belgelerin içerikleri, yolsuzluk, hukuksuzluk gibi gizli ve önemli belge niteliği taşımadığı için sistemlerden sızdırılmasıyla ön
plana çıkarılan sızıntılar olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, RedHack’in sızıntıyı bir çeşit meydan okuma ve başlı başına bir eylem taktiği olarak kullandığı sonucuna varmak mümkündür.

Gezi süresince, RedHack, Anonymous’un da desteği ile çeşitli eylemler yürüttü. Bu eylemler, 2 Haziran 2013’te, Anonymous’un Gezi hareketine destek verdiğini ve hükümetin web sitelerini çökerteceğini açıkladığı bir video yayınlayarak #OpTurkey (Türkiye Operasyonu) eylemlerini başlattığını duyurmasıyla başladı.220 Anonymous ve Redhack, 2 Haziran ve 3 Haziran’da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın, İstanbul Valiliği’nin, Mersin Valiliği’nin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, Resmi Gazete’nin, TBMM Milli Saraylar’ın, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün, İzmir Elektrik Su Havagazı Otobüs ve Troleybüs Genel Müdürlüğü’nün, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu’nun (MOBESE) ve AKP’nin web sitelerini hackledi (Hürriyet, 03 Haziran 2013). Bu saldırılarda DDoS ile web sitelerinin erişimleri durduruldu (Bianet, 03 Haziran 2013).

Bu eylemler, aynı anda birçok devlet kurumuna ait web sitelerinin artarda hacklenmesi şeklinde gerçekleşmekteyken, Anonymous 12 Haziran’da özel bir hedef belirleyerek, Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK)’ün sayfasını, Gezi hareketlerindeki eylemleri aktaran televizyon kuruluşlarına, halkı şiddete teşvik ettikleri gerekçesiyle para cezası vermesini protesto etmek amacıyla hackledi. Anonymous’un Türkiye Twitter hesabında, “Doğruları yazan medya kuruluşlarına ceza verdiniz. Simdi de Anonymous sizi cezalandırdı” denildi (Radikal, 12 Haziran 2013). Aynı gün Redhack, önce Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün web sitesini, eylemler sırasında yaralanan ve 12 Haziran’da beyin ölümü gerçekleşen Ethem Sarısülük için hacklediğini duyurdu. Hemen ardından, İstanbul Valiliği’nin web sitesini hackledi (Hürriyet, 13 Haziran 2013). Anonymous’un eylemi televizyon kanallarının aldığı cezayı, sansür olarak değerlendirmesine bağlıyken; RedHack’in
eylemi, gündeme gelen ölüme ilişkin anlık bir tepki olarak ortaya konmaktaydı. Bu eylemlerde, iş birliği ya da iş bölümü olduğuyla ilgili bir açıklama yapılmamaktaydı; ancak, Twitter’da Anonların kullandığı bazı hesaplardan hem İstanbul Valiliği hem de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün siteleri hedef olarak açıklanmaktaydı.221

Gezi hareketleri boyunca, RedHack’in yaptığı eylem türlerinden başka biri ise web sitelerinin kullanıcı adı ve şifrelerini paylaşıp, destekçilerini sistem üzerinde değişiklik yapmaya çağırarak, ortak bir eylemlilik halini örgütlemesi olmuştur. Bu eylemlere katılmak için hacke dair herhangi bir şey bilmeye gerek duyulmadan, sadece RedHack’in duyurduğu şifre ve kullanıcı adıyla sistemde istenilen değişikliğin yapılması mümkün hale getirilmekteydi. Bunlardan ilki, RedHack’in, 28 Haziran 2013’te İstanbul İl Özel İdaresi'nin web sitesini hackleyerek birçok kamu kurumunun devlete olan borcunu sildiğini iddia edip; Twitter'da takipçileriyle web sitesinin yönetim şifresini paylaşarak, takipçilerini de istedikleri kuruma müdahale etmeye çağırmasıydı. Kullanıcıların ise çeşitli okul adlarını, Gezi hareketi sırasında yaşamını yitirenlerin adlarıyla değiştirdiği görülmekteydi. Örneğin, Gezi eylemlerinde yaşamını yitiren Abdullah Cömert’i anmak için “Abdullah Cömert İlköğretim Okulu” sistemdeki kurumlara eklenmişti (Radikal, 28 Haziran 2016). Ardından İstanbul İl Özel İdaresi, hiçbir kurumun borcunun silinmediğini ancak bazı okulların adının değiştirildiğini doğruladı (Cumhuriyet, 28 Haziran 2016).

RedHack, benzer bir eylemi, Sivas katliamının yirminci yıldönümü olan 2 Temmuz’da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesini hacklemesinin ardından gerçekleştirdi. Grup, Twitter’da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın veri tabanına erişim sağlayan kullanıcı adı ve şifreyi paylaşarak eylemi destekleyenleri sistem üzerinde değişiklik yapmaya çağırdı (Radikal, 03 Temmuz 2013). Eyleme destek olmak için sisteme girenler, Yaz Kuran Kursları listesine “3 kulfü bir elham redhack'e selam”, “Direndiyanet”, “unutMADIMAKlımda, “Diyanet kusura bakma ayakkabıyla girdim” “Ethem Sarısülük ölümsüzdür” gibi başlıklar eklediler (Vatan, 03 Temmuz 2013).
Son olarak, böyle bir eylemde RedHack, Gezi için 23 Ağustos 2013’te Türkiye Belediyeler Birliği'nin tbb.gov.tr web sitesini hackleyerek, sistemdeki tüm kullanıcı kimlik numaralarını ve şifrelerini yayınlayarak, eyleme destek vermesi için takipçilerini sistem üzerinde değişikliğe çağırmaktaydı. Twitter’da yaptığı açıklamada ise bu eylemi, başta Gezi hareketlerinde yaşamını yitirenlere ve Reyhanlı belgelerini sızdırdığı iddia edilen Utku Kali’ye ithafen yaptıklarını açıkladılar. Sayfaya girenler, Gezi hareketinde yaşamını yitiren isimlerden Ali İsmail Korkmaz olarak karşılanmakta ve “Hoşgeldiniz sn. Ali İsmail Korkmaz” yazısıyla, sistemde nasıl değişiklik yapılabileceğinin kısa bir anlatımıyla karşılaşmaktaydı (Radikal, 23 Ağustos 2013).

Şifre paylaşma tarzındaki bu tip eylemler; eylemi destekleyen diğer bireylerin de dahil olunmasının istendiği, geçmişteki EDT’nin 1998’deki FloodNet benzeri bir katılımcılığı hedeflemekte olduğu kanısı yaratmaktaydı. Ancak FloodNet ile gerçekten katılımcı sayısına göre başarı sağlayabilen eylem biçimi ortaya konmaktayken; RedHack’in şifre paylaşması, eylemin başarısı için değil, zaten hedeflenen eylem gerçekleştikten sonra eylemin desteklenmesi amacıyla yapılmış bir çağrı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, eyleme katılımın zaruri bir önemi olmamakla beraber, yapılan eylemin duyurulması ve belki yaratıcılığın artması açısından bir önem taşıyabilmesi söz konusu olabilmektedir.

RedHack’in Gezi hareketinde kullandığı bir eylem tarzı ise Twitter gözaltıları olarak basına yansıyan, attıkları tweetlerle ilgili olarak kişiler hakkında hukuki işlem yapılmasının önüne geçmek amacıyla gerçekleştirildi. RedHack, 19 Haziran’da Twitter’da “Yahu TUM twitleri biz attık, yüzbinlerce insanine bilgisayarına girdik, garibanla uğraşma, buradayız;) RedHack’i RT eden, RedHack ile alakalı yazı yazan, Direnişi örgütleyen tüm hesaplar tarafımızca hacklenmiştir!” açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından, çok sayıda Twitter kullanıcısı, #redhacktarafındanhacklendik hashtagini kullanarak Gezi hareketi boyunca attıkları tweetlerin, RedHack tarafından atıldığını duyurdu.

RedHack, Gezi hareketlerinin artık sonlandığı dönemde de olaylarda ölenleri anmak için eylemler düzenlemeye devam etti. 5 Eylül 2013’te Emniyet
Genel Müdürlüğü’nün internet sitesi egm.gov.tr’yi Gezi hareketlerinde yaşamını yitiren ve yararlananlar için hacklediğini duyururken (Radikal, 05 Eylül 2013); 14 Ekim 2013’te ise Kurban Bayramı nedeniyle, Türk Kamu İşletmeleri Birliği'nin web sitesini hackledi. Siteye yerleştirdiği görselde, Gezi hareketinde ve çeşitli olaylarda hayatını kaybedenlerin isimlerini paylaşarak, “evladını yitiren annelerimizin ellerinden öpmek için bu bayram bizlere sadece bir vesile daha olsun” diyerek, onlara ithafen bu eylemi gerçekleştirdiğini belirtti. Bu eylem RedHack’in doğrudan Gezi hareketiyle ilgili olan son eylemi olmuştur (Hürriyet, 15 Ekim 2013).

RedHack’in ortaya koyduğu tüm bu eylemler, kendi siyasal söylemi olan sosyalizm mücadelesine uygun olarak seçilmiş hedeflerin hacklenmesi ve bilgilerinin sızdırılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Proletaryanın genişlemesine koşut olarak, sosyalist bakış açısını benimsemesi ve tüm halklar ve proletarya için mücadele yürüttüğünü açıklaması açısından, erken dönem hacktivist grupların neoliberalizm karşıtı söylemine paralel görünmektedir. Sosyalizmin enternasyonal özelliği nedeniyle eylemleri hacker etiğini büyük ölçüde taşımakla beraber, grubun sosyalist ideolojiye bağlılığı hackerların herhangi bir ideolojiyi kabul etmeyen yaklaşımı ile çelişmektedir.


191 RedHack’in kullandığı amblem için bkz.: Ek-1 Fotoğraf 32.

192 RedHack, “RedHack kısa tarihçe”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081209020043/http:www.kizilhack.org:80/, (20.03.2016).

193RedHack (2006), “RedHack Tüzük”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link) http://web.archive.org/web/20081210051609/http:
www.kizilhack.org:80/tuzuk, (14.03.2016).
194 RedHack (2006), “RedHack Tüzük”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link) http://web.archive.org/web/20081210051609/http:www.kizilhack.org:80/tuzuk, (14.03.2016).
195 Çalışmanın 3.3.4. Anonymous Bölümüne bkz.

196 RedHack, “RedHack (Kizil Hackerlar) Kimdir?”, http://www.kizilhack.org, http://web.archive.org/web/20081209020043/http:
www.kizilhack.org:80/, (15.03.2016).
197 Aybastı, Mustafa Kenan (Yönetmen), Red!, (Belgesel film),Türkiye:Bağımsız Sinema Merkezi,2013. Red belgeseli Bağımsız Sinema Merkezinin YouTube kanalından izlenebilmektedir; bkz.: https://www.youtube.com/watch?v=nf-24WuN--Y&list=WL

198 Şirinlerin komünist bir ütopyayı mı, yoksa totaliteryan bir ütopyayı mı resmettiği konusunda çeşitli görüşler ortaya konmuştur. Marc Schmidt’in Şirinlerin sosyalist modeli ortaya koymasına ilişkin olarak bkz.: Schmidt, M. (2011), “Socio-Political Themes in The Smurfs”, http://www.pop-cultured.net/socio-political-themes-in-the-smurfs/, (17.03.2016). Bu fikre yönelik bir karşı okumayla, Şirinlerin totaliteryan bir ütopyayı yansıttığını ortaya koyan Şirinler toplumunun eleştirel ve politik bir analizinin ele alındığı ayrıntılı çalışma için ayrıca bkz.:Antoin, B.(2011) Le Petit Livre Bleu, Hors Collection, Paris.
199 Ocak, S. (26 Nisan 2012), “RedHack'in lideri 'Şirin Baba' çıktı!”, Radikal, http://www.radikal.com.tr/turkiye/redhackin-lideri-sirin-baba-cikti-1086105/, (17.03.2016).

200 Köksal, S. (21 Ocak 2013), “RedHack'in Şirin Baba'sı konuştu”, Vatan, http://www.gazetevatan.com/redhack-in-sirin-baba-si-konustu-507601-gundem/ (20.03.2016).
201 RedHack, “RedHack kısa tarihçe”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081209020043/http:www.kizilhack.org:80/, (20.03.2016).

202 RedHack, “RedHack (Kizil Hackerlar) Kimdir?”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081217064205/http:
www.kizilhack.org:80/redhack-kimdir, (02.04.2016).

203 Redaktif (23 Eylül 2016), “RedHack’ten REDaktif’e özel röportaj!”, http://redaktif.com/2016/09/23/RedHackten-redaktife-ozel-roportaj, (22.03.2016).

204 RedHack, “RedHack (Kizil Hackerlar) Kimdir?”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081217064205/http:www.kizilhack.org:80/redhack-kimdir, (02.04.2016).
205 RedHack, “RedHack (Kizil Hackerlar) Kimdir?”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081217064205/http:
www.kizilhack.org:80/redhack-kimdir, (02.04.2016).
206 Hacklenen web sitesinin görüntüsü için bzk.: Ek-1, Fotoğraf 33.
207 Çalışmanın, Tim Jordan ve Paul Taylor’da Hacktivist Politika Değerlendirmesi bölümüne bakınız.
208 RedHack, “RedHack (Kizil Hackerlar) Kimdir?”, www.kizilhack.org, (arşivlenmiş link)

http://web.archive.org/web/20081217064205/http://www.kizilhack.org:80/redhack-kimdir, (02.04.2016).

209 Çalışmanın People’s Computer Company başlıklı bölümünde ayrıntılı anlatımı bulabilirsiniz.
210 Çalışmanın, Anonymous’un Ortaya Çıkışı: Lulz’dan Hacktivizme başlıklı bölümüne bakınız.
211 Eylemin zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/17570706, (09.04.2016).

212 Eylemin zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/17620266, (09.04.2016).

213 Eylemin zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/17314234, (10.04.2016).
214 Eylemin zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/18851514, (17.04.2016).

215 Eylemin zone kaydı için bkz.: http://www.zone-h.org/mirror/id/18906528, (17.04.2016).

216 Belgelerin paylaşıldığı blog linki için bkz.: RedHack (16 Ocak 2013), “#RedLeaks – RedHack Belgeleri”,http://redleaks.blogspot.com.tr/2013/01/redhackleaks-redhack-belgeleri.html, (17.04.2016).
Hacklenen 350 web sitesi için bkz.: https://pastebin.com/TMqPdmEY
218 RedHack (01 Haziran 2013), “TBMM çalışanları, Milletvekilleri ve Eşlerinin Ev, Cep, işyeri Numaralari – RedHack”, http://kiyamet-projesi.blogspot.com/2013/06/milletvekili-ve-esleri-telefon-numaralari.html ve http://redleaks.blogspot.com/2013/06/tbmm-milletvekili-ve-esleri-telefon-numaralari.html, (20.04.2016).

219 RedHack (17 Haziran 2013), “Tarım Bakanı, AKP'liler ve İş Adamları Arasında Geçen Toplantın Ses Kaydı”, http://kiyamet-projesi.blogspot.com/2013/06/tarim-bakani-ve-isadamlari-ses-kaydi.html, (20.04.2016).
220 Youtube Crypt0nymous Channel, (2 Haziran 2013), ”Anonymous-#opTurkey” https://www.youtube.com/watch?v=kdQYDR1GxJ8 (21.04.2016).
221 Twitter YourAnonWold, https://twitter.com/YourAnonWorld/status/226314093651447808, (21.04.2016).